21 Nisan 2012 Cumartesi
Bilim kurgu filmlerinde bile böyle silahlar yok!!!
Bilim kurgu filmlerini aratmayacak 5 gerçek silah:
1. Konuşmayı susturan silah
Hakkınızdaki düşüncelerini artık duymak istemediğiniz ve susturmak istediğiniz bir kişi düşünün. Yukarıdaki silahı alarak, ona yöneltip tetiğe bastığınızda, bu kişi artık susacak.
Japon araştırmacılar tarafından tasarlanan silah, üzerinde bir mikrofona sahip ve 30 metreye uzaklığa kadar söylenenleri duyabiliyor. Cihazın üzerindeki hoparlör, sesinizi 0.2 saniye gecikmeyle tekrar çalıyor. Bu ise karşınızdaki kişinin kafasını karıştırarak susmasına neden oluyor.
2. Kusturan ışın
ABD donanması, 2007'de Invocon adlı bir şirketle kurbanlarının dengesini bozan ve kusmasına neden olabilen bir silah geliştirmek üzere anlaşmıştı. Silahın duvarları bile geçebilen dalgaları, kişinin duyma ve denge hislerini ciddi biçimde etkiliyordu. Silahın etkileri, pek de şanslı sayılmayacak bir kişi üzerinde başarıyla denenmişti.
Ağrı ışını, akıl kontrol silahı ve fazlası
3. Ağrı ışını
Active Denial System (ADS) olarak bilinen ağrı ışını, ABD ordusu tarafından geliştirilmiş. Silah, mikrodalga fırınından çıkan dalgalara benzer yüksek güçlü dalgalarla inanılmaz bir ağrı hissi oluşturabiliyor. Araçların üzerine tabakalar halinde yerleştirilen dev Silah, Haziran 2010'da Afganistan'a gönderilmeiş, ancak bir ay sonra kullanılmadan geri çekilmişti.
Silahın Silent Guardian adındaki daha küçük bir sürümü ise Raytheon adlı şirket tarafından geliştiriliyor ve kanun yetkilileri tarafından kullanılıyor.
4. Akıl kontrol silahı
Rusya başbakanı Vladimir Putin, geçtiğimiz günlerde insanları zombiye benzer bir hale getiren bir silah meydana getirdiklerini itiraf etmişti. Rusya'nın akıl kontrol silahı, elektromanyetik radyasyonla hedefin merkezi sinir sistemine saldırıyor ve toplu denetim amacını taşıyor. Rusya, silah hakkındaki bilgileri gizli tutuyor. Silahın etkilerinin ise geçici olduğu umuluyor.
5. Yolunu bulan kurşun
ABD Sandia Ulusal Laboratuvarları, herkesi bir keskin nişancıya çevirecek bir kurşun geliştirmişti. 4 inçlik cisim, yanlarında bir darta benzer kanatlara sahip ve siz hedefi lazer ile işaretlediğiniz sürece kurşun, gitmesi gereken yöne kendiliğinden yöneliyor.
(Kaynak: Chip)
16 Nisan 2012 Pazartesi
Uzayda bir yerlerde akıllı dinozorlar var!!!
ABD’li bir bilim insanı, dinozorların başka gezegenlerde akıllı varlıklar haline gelerek insanlık gibi medeniyet kurmuş olabileceklerini öne sürdü.
ABD’nin Columbia Üniversitesi’nde akademisyen olan Ronald Breslow, söz konusu teorisini Dünya’daki yaşamın yapı taşları olan amino asitlere dayandırdı.
Journal of the American Chemical Society dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, meteorlarla Dünya’ya gelen amino asitler solak (L-geometri yapısı) veya sağlak (D-geometri yapısı) oryantasyona sahip. Yaşamın oluşabilmesi için, amino asitlerden meydana gelen proteinlerin L veya D geometri yapılarına sahip olması gerekiyor.
Bazı bakteriler dışında, Dünya’daki yaşamın temeli L-geometri yapısına sahip proteinlere dayanıyor. Amino asitlerden oluşan şeker de D-geometri yapısına sahip.
Breslow, Dünya’da bugün var olan yaşamın, milyarlarca yıl önce gezegenimize gelen meteorların taşıdığı amino asitlere dayandırıyor. ABD’li bilim insanı, aynı düşünceye dayanarak, evrenin bir yerlerinde akıllı dinozorların hakimiyet kurduğu gezegenler olabileceğini öne sürüyor. Kısaca, dinozorlar 60 milyon yıl önce Dünya’daki hakimiyetlerini, daha ileri deviyede başka gezegenlere taşımış olabilir.
DİNOZORLARIN METEORLARLA YOLCULUĞU
Breslow, D-geometri yapısına sahip amino asitlerin meteorlarla başka gezegenlere taşınmış olabileceğini savunuyor. Böylece, çok farklı bir evrim süreci evrenin diğer köşelerinde gerçekleşmiş olabilir.
Yani, Tyrannosaurus rex ve diğer yırtıcı dinozorlar, vahşi ama akıllı canlılar haline geldi. Bu da, bir gün evrim geçirmiş dinozorların gezegenine yollanacak olası bir keşif ekibinin çok zor bir durumda kalabileceğine işaret ediyor.
DİNOZORLAR NEDEN DÜNYA’DA AKILLANMADI?
Dinozorlar, on milyonlarca önce nesillerinin yok olmasına neden olan felaketlerle karşılaşmasaydı, bugün kendi medeniyetlerini kurmuş olabilirlerdi.
Dinozorların nasıl yok olduğu, bugün hala tartışılan bir konu. Kabul edilen genel görüş ise şöyle:
Dev bir meteor, yaklaşık 65,5 milyon yıl önce Yukatan Yarımadası’na isabet etti. Hiroşima’ya atılan atom bombasından bir milyar kat daha güçlü olan çarpışmanın etkisiyle, inanılmaz bir ısı ortaya çıktı. Enkaz ve buhar, Dünya’nın atmosferini en az 10 yıl boyunca kapladı. Dünya’daki yaşamın yüzde 90’ı yok oldu. Geriye, modern insanın da atalarının arasında bulunduğu bazı memeliler, az sayıda bitki ve hayvan türü kaldı.
Peki dinozorlar nasıl diğer gezegenlere ulaştı? Bu sorunun cevabı yine aynı meteor da yatıyor. Cornell Earth and Planetary Astrophysics Journal dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, dinozorları Dünya’da yok çarpışma, dev kertenkelelerin kalıntılarını diğer gezegenlere taşıyan meteor parçaları oluşturdu.
Komplo Teorileri:
Çok uçuk bir teori gibi dursa da evren o kadar büyük bir oluşum ki hayalini kurduğunuz ve gerçekte olmaz dediğiniz bir şey evrenin başka bir yerinde olabilir.
10 Nisan 2012 Salı
Olası Uzaylı Saldırısına Karşı ABD Ordusu Önlem Alıyor
Bu konuda çok yazılıp çizildi ama bir hükümet görevlisinin çıkıp evet bu konuda önlem alıyoruz demesi hatta ne şekilde karşılık vereceklerini bile anlatması bir ilk ve gerçekten ilginç. Yorum sizin...
8 Nisan 2012 Pazar
Kobay Ülke Türkiye
Dişiniz ağırır, başınız ağır yada hastalanırsınız daha birçok envay çeşit durumda hastalığınıza derman olsun diye ilaçlara başvurursunuz, size şimdi inanması çok güç bir şey söyleyeceğim aldığınız ilaçların yarısından çok daha fazlası siz deneyesiniz diye ülkemizde. Malesef acı ama gerçek bir durum, kobay ülkelerden biriyiz. Yabancı bilim adamları bir ilaç yapar ve bunu kendi ülkesinde piyasaya sürmeden önce Türkiye, Hindistan, Meksika gibi gelişmekte olduğunu sanan ülkelere gönderir üstelik kobay olduğumuz yetmezmiş gibi bu ilaçlara birde para öderiz. İlaçlar ülkemizde yıllarca denenir 3 - 4 yıl içinde ilacın yan etkileri saptanır, bu rapora göre bu ilaçları denememizi isteyen ülkelerin sağlık bakanlıkları bu ilaçların kendi ülkelerinde kullanılıp kullanılmayacağına karar verir. Bu durum T.B.M.M kurulduğundan beri var üstelik can kayıpları dahi oluyor ve kimsenin çıkıp tazminat ödediği falanda yok, geriye dönük bir araştırma yaparsanız şok bir veri ile karşılaşacaksınız 80'lerden günümüze piyasadan kaldırılan ilaçlara bir bakın öyle kabarık bir liste ile karşılaşacaksınız ki "yok artık" diyeceksiniz, bir ilaç yıllarca piyasada kaldıktan sonra neden kaldırılır ki, sebebi çok açık deneme süresi bitmiştir. Somut bir örnek vermek gerekirse yıllar önce piyasada olan "Prakten" adlı ilaç güzel bir örnek bu ilaç evvelki senelerde piyasadan çekildi obezite ve kalp krizi gibi istenmeyen sonuçlara yol açıyordu, şimdi bu ilacın yerine muadili "Sipraktin" var bu ilaç Prakten adlı ilacın güncellenmiş sürümü gibi şimdi bu ilaç test ediliyor. Durum gördüğünüz gibi vahim size hiç bir ilacı kullanmayın diyemem yada X ilacını kullanmayın diyemem bu ilaçlara malesef muhtacız. Burada sadece bu durumdan haberdar olmanızı istiyorum, hiç bir şey bilindiği gibi değil.
RYU.
Bu konuda geçen sene çıkan bir habere göre sırf klinik deneylerde Türkiye den 893 kişi ölmüş, birde kitlesel ülke çapında yapılan yani eczanelerimizde alenen satılan ilaçları bir düşün 70 milyon kişilik bir deney.
Amerika’da yaptıkları araştırmalarda ürettikleri ilacın yararlı olduğuna dair herhangi bir onay almayan dev ilaç şirketlerinin aralarında Türkiye’nin de bulunduğu birçok ülkede insanlar üzerinde deney yaptıkları iddia edildi. İngiliz Independent gazetesi, son 3 yıl içerisinde Türkiye’de bu deneylerde 893 Türkiyeli’nin öldüğünü yazdı
Vatan'ın haberine göre, hayvanlar üzerinde gerçekleştirilen ilaç deneyleri tüm dünyada dev kampanyalar yürütülürken Amerika’nın 1 milyonu aşkın tirajlı dergisi Vanity Fair bu yılın Ocak ayındaki sayısında, “Ölümcül ilaçlar” başlığıyla dünyanın dört bir yanında insanlar üzerinde gerçekleşen ilaç deneylerini haber yapmıştı.Haberde ABD’deki birçok ilaç şirketinin yasalardan kaçınmak ve araştırma maliyetini düşürmek için, insanlarla yapılan deneyleri fakir ülkelere taşıdığı ve bunlardan Türkiye’nin 6’ncı sırada yer aldığı belirtildi.İngiliz The Independent gazetesi ise dün manşetten yayınladığı haberde, Vanity Fair’in haberindeki en büyük eksikliği giderdi ve bu deneylerde hayatını kaybeden insanların sayısını yayınladı. Independent’in haberine göre Türkiye’de Ocak 2007 - Aralık 2010 tarihleri arasında yapılan ilaç deneylerinde kobay olan binlerce kişiden 893’ü hayatını kaybetti. Bu rakam Hindistan’da 1700’ü aşarken Meksika’da da 1500’e yakın kobayın öldüğü belirtildi.Gazete, sadece Hindistan’da bir yıl içinde gerçekleşen 1600 klinik deneyde 150 bin kişinin para karşılığı ya da tedavi umuduyla kobay olmayı kabul ettiğini yazdı. Habere göre, yasaların çok gevşek olduğu Hindistan’da bu kobaylar arasında okul çağındaki genç kızlar da bulunuyordu ve 13 yaşındaki Sarita adlı bir genç kız, ailesinin bilgisi dışında kobay olarak kullanılırken akciğerlerinin iflas etmesi sonucu hayatını kaybetti.TÜRKİYE DÜNYADA 6’NCI
ABD’deki sıkı denetimler nedeniyle deneylerini ve insanlar üzerindeki klinik testlerini yasaların nispeten daha gevşek olduğu az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelere kaydıran batılı ilaç şirketleri de şöyle sıralandı: Pfizer, Bristol Myers, PPD, Squibb, Amgen, Bayer, Eli Lilly, Quintiles, Merck, KGaA, Sanofi-Aventis, Wyeth. Türkiye klinik deneylerin en fazla yapıldığı 6’ncı ülke.İlaç şirketleri, Amerika’da yapılan araştırmalar sonucunda ürettikleri ilacın yararlı olduğuna dair herhangi bir onay alamazlarsa, bunların yerine Türkiye, Hindistan, Fas, Romanya, Çin gibi ülkelerde yapılan klinik deneyler yürütüyorlar. Burada denekler daha ucuz ve bilinçsiz olduğu için tehlike olasılığı yüksek ilaçlar bile rahatlıkla test ediliyor, olumsuz sonuçlar alınması halinde daha az sorun yaşanıyor.Yani yabancı ülkelerdeki Sağlık Bakanlığı’ndan onay alarak yapılsalar da deneklere zarar verme olasıkları daha yüksek olan ilaçlar deneniyor. Türkiye’de şimdiye dek gerçekleştirilen klinik deneylerin sayısı 716’yı buldu. Ancak bu deneylerde en az 10 Türkiyeli denek kullanıldığı düşünülürse kobay Türkiyeliler’in sayısının 7 binden fazla olduğunu söylemek mümkün. Sadece 2007-2008-2009-2010 yıllarındaki deneylerde 893 kişinin öldüğü düşünülürse olayın dehşeti de artıyor.‘CANLARINA OKURUZ’
Sağlık Bakanlığı, ABD’li ilaç firmalarının, Türkiye’deki insanlar üzerinde para karşılığında ilaç deneyleri yaptırdığı iddiası üzerine bir açıklama yapmış ve klinik deneylerin hem Sağlık Bakanlığı hem etik kurullar tarafından denetlendiğini, deneklere para verilmesinin de yasak olduğunu belirtmişti. Yetkililer, etik kurul onayı olmadan yapılan araştırmaların 3 yıla kadar hapisle cezalandırıldığını ifade etti. Bakanlık, “Türkiye bu konunun en sıkı denetlendiği ülkelerden birisi. Ölüm, hastalık olsa canına okuruz” dedi.‘TÜRKİYE’DE RAKAM BİNLERCE KİŞİYE ULAŞIR’
İngiltere’nin prestijli gazetelerinden The Independent’in Hindistan’da ilaç firmalarının insan kobaylar üzerindeki deneylerini konu alan haberi ilaç sektörünün yeniden tartışılmasına yol açtı. Klinik Farmakoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Cankat Tulunay ‘Kobay dehşeti’ne ilişkin şunları ifade etti: “Gönüllü olarak Türkiye’de ilaçlara kobay olan binlerce insan var. İmzaladıkları formlarla ölümle sonuçlanabilen deneylere maruz kalıyorlar.
Bundan daha da tehlikelisi hastanın ve hastanın yakınlarının haberi olmadan ilaç şirketleri aracılığıyla doktorlar tarafından gizlice yapılan ilaç araştırmaları. Örneğin Nijerya’da Pfizer’in gizli yaptığı ve piyasadan kaldırılan Trovan isimli antibiyotik araştırmasında onlarca çocuk öldü. Bu olay dolayısıyla şirket Nijerya hükümeti ve hasta sahiplerine çok yüklü tazminatlar ödedi. Amerika’da FDA uzun yıllar ciddi septik şokta etkili olduğu iddia edilen ve Türkiye’de 20 mg’lı flakonun 2 bin 170 TL’den satılan XIGRIS LILLY firması tarafından piyasadan çekildi.
SGK milyonlarca lirayı bu ilaca döktü. İlaçları denetlemek için kurulan etik kurulunda hiç deneyimi olmayan ve klinik değil ‘veteriner’ farmakologlar var. Tam tersi durumlar da söz konusu örneğin Sanofi-Aventis firması üretimi olan ‘Ketek’ adlı antibiyotik için sahte, kağıt üzerinde araştırmalar yaptı. Bu durum dolayısıyla da çok insan hayatını kaybediyor. Dolayısıyla Türkiye’deki rakam binlerce kişiye ulaşır.”
Kaynak
7 Nisan 2012 Cumartesi
Kablosuz Enerjili Robotlar Tıp Alanında
Amerikalı bilim insanları, damarlarda ilerleyecek 3 mm genişliğinde ve 4 mm uzunluğunda bir mini robotun prototipini yaptı.
Cihaz kullanmaya başlanırsa ameliyat gerçekleştirebilecek veya endoskopi yapabilecek.Daha önce de benzer prototipler yapılmasına rağmen, büyük bataryaya ihtiyaç duyması nedeniyle kullanılamamıştı.
Enjeksiyon yoluyla damarlara yerleştirilebilecek küçüklükteki bu ilginç cihazlar, pille çalışmıyor.
Pilin çok yer kapladığını düşünen Stanford Üniversitesi bilim insanları, cihazın elektromanyetik dalgalarla, yani kablosuz şarj edilmesini sağlayacak bir formül geliştirdi.
AMELİYAT VE ENDOSKOPİ YAPIYOR
Cihaz damarlara ilaç taşırken aynı zamanda ameliyat gerçekleştirebiliyor veya endoskopi yapabiliyor. Eğer bu mini robotlar, önümüzdeki yıllarda kullanıma açılabilirse, birçok ameliyat, çok daha kolay ve güvenli hale gelecek. Ancak araştırmacılar, bununla da yetinmiyor. Çalışmayı yürüten ekibin başında bulunan Prof. Ada Poon, “Bu orta boy modellerle damarlara girebiliyoruz. Ama amacımız kılcal damarlara da girebilecek modeller üretmek” dedi.
FİLM GERÇEK OLDU
Küçük cihaz akıllara biyokimyacı ve yazar Isaac Asimov'un romanından uyarlanan Fantastik Yolculuk filmini getirdi. 1966 yapımı bir macera filmi olan Fantastik Yolculuk'ta da bir suikast girişimi sonucunda komaya giren önemli bir diplomatın hayatını kurtarmak için henüz deneme aşamasında bir projede çalışan bilim adamlarının mikroskobik boyutlara küçültülen bir denizaltıya binerek kan damarları yolu ile diplomatın beynindeki pıhtıyı yok etmek üzere harekete geçmeleri ve karşılaştıkları akıl almaz güçlükler anlatılıyordu.(milliyet)
Komplo Teorileri:
Bu teknoloji mm boyutuna indirildi ise nana boyuta indirilmeside yakındır böylelikle vücudunuzda bu robotlardan bir tanesi, içtiğiniz sudan, yediğiniz yemekten, soluduğunuz havadan dahi girebilir, bu robotları kötü niyetle kullanmak isteyen insanlar olacak.
4 Nisan 2012 Çarşamba
Bilinen Evrenin Kızılötesi Görüntüsü
Nasa nın 18.000 kızılötesi görüntüyü birleştirerek oluşturduğu bu harika manzara bir kez daha evrenin ne kadar akıl almaz bir oluşum olduğunu gösteriyor.
Biz bu oluşumun neresindeyiz derseniz burdan yıldız haritası ile galaksimizi bulabilirsiniz resmin yüksek çözünürlüklü tam halini bilgisayarınıza indirmek isterseniz buraya tıklayınız. (61 MB)
2 Nisan 2012 Pazartesi
Evreni Anlamaya Beş Kala
"Yüzyılın deneyi" diye adlandırılan ve evrenin oluşum sırlarını çözmek üzere "Büyük Patlama" deneyinin yapıldığı Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi'nin (CERN) Başkanı Prof Dr Rolf-Dieter Heuer, "evrenin henüz bilinmeyen yüzde 95'ini anlamanın tam başında" olduklarını söyledi.
CERN Başkanı Prof Dr Rolf-Dieter Heuer, ODTÜ Kemal Kurdaş Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen konferansta, daha önce İsviçre, İtalya, Danimarka, ve Avusturya'da açılan serginin ilk kez üye olmayan bir ülkede düzenlendiğini belirterek, CERN'e üyelik başvurusu yapan Türkiye'nin, bilimadamlarıyla ve CERN'e yaptığı katkılarla önemli bir ülke olduğunu söyledi.
CERN'ün amacı, araştırma, inovasyon (yenilik) ve eğitim alanlarındaki misyonuyla ilgili bilgi veren Prof Dr Heuer, CERN'ün bilginin sınırlarını daha da ileriye taşımak, hızlandırıcılar ve detektörler için yeni teknolojiler geliştirmek, geleceğin bilimadamı ve mühendislerini yetiştirmek, değişik ülke ve kültürlerden insanları bir araya getirmeyi amaçladığının altını çizdi.
CERN'de geliştirilen teknoloji ve yeniliklerin tıp gibi alanlarda kullanıldığına ve günlük yaşamı kolaylaştırdığına dikkati çeken Heuer, “Hadron tedavisi” adı verilen yöntemle dünyadaki 30 bin hızlandırıcıdan 17 bininin tıp amaçlı kullanılarak 70 bin hastanın tedavi edildiğini, ayrıca görüntüleme teknolojilerinin geliştirildiğini kaydetti.
Prof. Dr. Heuer, en büyük mücadelelerinin ise “Büyük Patlama”dan hemen sonra Evren'in ilk anlarını anlayabilmek olduğunu belirterek, fizikteki “standart modelin” öngördüğü ve temel parçacıklara kütlelerini verdiği düşünülen “Higgs Boson”unu bulmak için, dünyanın en büyük bilimsel cihazı olan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı”nın (BHÇ) Cenevre yakınlarında inşa edildiğini anlattı.
Tasarımında ve üretiminde 10 bin kişinin çalıştığı ve yaklaşık 10 milyar dolara mal olan BHÇ'nin sıfırın altında 271 santigrat derece evrenin en soğuk yeri ve iki proton hüzmesinin çarpışması sırasında ortaya çıkan Güneş'in merkezinin bin milyon katı sıcaklığıyla galaksinin en sıcak yeri olduğunu söyleyen CERN Başkanı, 27 km uzunluğundaki tünelde yapılan CMS ve Atlas deneylerinde her saniyede 600 milyon protonun çarpıştığını ve bu deneylerin verilerinin kaydedildiğini belirtti.
CERN Başkanı, sadece geçen yıl 23 Peta Byte tutarında veri toplandığını, bu verilerin bilgisayarlarca kaydı ve analizi için aralarında ODTÜ bilgisayarlarının da olduğu birçok ülkenin bilgisayarlarının oluşturduğu bir ağdan faydalanıldığını belirterek, deneyin daha sonraki aşamalarında enerji seviyesi 7-8 TeV'e (trilyon volt) çıkarılınca Higgs parçacığının izini bulmayı umduklarını söyledi.
CERN Başkanı Prof Dr Rolf-Dieter Heuer, “Tanrı parçacığı diye adlandırılan Higgs bosonu bulunsa da büyük bir keşif, bulunmasa da büyük bir keşif. Evrenin büyük bölümünü oluşturduğu sanılan karanlık madde ve enerjinin anlaşılmasında bu ilk adım. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı veri sağlıyor” dedi.
CERN heyetinden Prof Emmanuel Tsesmelis de AA'ya yaptığı açıklamada, deneyin bundan sonra aşamasında enerji seviyesini 3,5 TeV'den 4,5-5 TeV'e kadar çıkarmayı, ardından bir süre deneye ara vermeyi planladıklarını belirterek, Türkiye'nin CERN'e üyeliği konusundaki görüşmelerin sürdüğünü, bu yıl içinde üyeliğe kabul edilmesinin beklendiğini söyledi.
ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar da konferansa ilginin büyük olmasının ve daha önce konserler için yer bulunamayan bu salonun bir bilimsel ve akademik sergi için öğrencilerle dolu olmasının sevindirici olduğunu kaydetti. (Radikal Gazetesi)
28 Mart 2012 Çarşamba
Ps4 = Orbis
Bir sonraki nesilin kod adı Orbis olabilir, Ps4 diye beklenilen cihaz Orbis kod adıyla piyasaya sunulabilir yani PSOrbis, tıpkı PsP 2 yi beklerken PsVita nın çıkması gibi.PS4 = PSOrbis
Kotaku adlı sitenin duyurduğu son Ps4 özellikleride şu şekilde:
Çıkış tarihi olarak 2013 tatil sezonu düşünülüyor.
GPU ve CPU olarak AMD ile anlaşıldığı söyleniyor.
Çözünürlük 4096x2160
3D oyunların tamamı 1080p olacak
Ps3 oyunlarını oynamak mümkün olamayacak.
PSN den oyun paylaşımı olmayacak.
Oyunlar Bluray ve indirilebilir seçeneklerle sunulacak.
Kaynak
Teoriler:
Bu konsol ciddi anlamda ceplerinizi delecek, konsol ucuz olsa dahi 4096x2160 çözünürlüklü tvler 10 bin dolardan başlıyor harcadıkları elektrikte on lcd tv ye bedel.
Dedikoduların gerçek olma ihtimali çok fazla çünkü Orbis latince bir kelime Vita da latince bir kelime:
Vita, latincede hayat demek, Orbis ise çember demek, bunlar birleşince "Hayatın çemberi, hayatın döngüsü" gibi bişiy çıkıyor ortaya anlamlı bişiy diye düşünüyorum.
Ps3 oyunlarının oynanmaması bu konsolun antipatisini arttıracak diye düşünüyorum, Ps2 oyunlarının hd veriyonlarını PSN ye getiren Sony Ps4 içinde Ps3ün oyunlarına aynı şeyi yapacak sanırım.
25 Mart 2012 Pazar
Amerika Bilim ve Teknoloji Bakımından Avrupadan En Az 20 Yıl İleride
Bu iddayı birkaç örnek ile kanıtlayabiliriz. Öncelikle Avrupanın yürüttüğü CERN deneyini hepimiz biliyoruz fakat ABD bu deneyi en az 20 yıl önce yaptı ve meyvelerini topladı, Avrupa bu deneyi ve sonuçlarını daha yeni keşfediyor. Avrupa Cern de mevzu bahis konudaki çalışmalarında emekleme dönemindeyken ABD kendi tesislerini kapatma aşamasına gelmişti.
Bakınız: ABD nin Hodron Çarpıştırıcısı Tesislerini Kapatması
Bir diğer kanıt Hayalet Uçak teknolojisinde karşımıza çıkıyor bu teknolojiyi ne zaman keşfettildiğinden emin değiliz fakat Körfez Savaşında kullanmak zorunda kalması ile gün yüzüne çıkıyor kimi otoritelere göre en az 50 yıldır elerinde olan bir teknolojiydi.
Haarp ve uzaya çıkmayı sağlayan roket rampaları teknolojilerinde bunlara örnek verilebilir fakat halihazırda henüz Avrupanın fersah fersah ötesinde olan teknolojilerde mevcut başta İyon Motorları(bununla ilgili özel bir yazı hazırlıyorum) olmak üzere yörüngede bulunan X-37B adlı insansız yörünge aracını Avrupalıların değil yapma çalışması hayal dahi edemeyecek teknolojilerdir, özellikle X-37B nin uzayda gözlerden uzak yapmaya çalıştığı şey sadece Avrupa değil tüm dünyanın 100 yıl ötesinde bir deneydir.
Bakınız: 7 aydır uzayda olan X-37B
20 Mart 2012 Salı
Ne Yazık ki Deprem Tahminleri Tuttu
Evet Donanım Haber forumlarında 2012 başlarında açtığım bir konuda 22 mart ta çok büyük bir deprem olacağı konusunda bir şeyler söylemiştim tahminler gerçek oldu ne yazık ki MEKSİKA da 7,9 şiddetinde bir deprem oldu.
Şili depreminden(8.8 şiddet) 188 gün sonra yeni zellanda depremi(7 şiddetinde) bu depremden de sonrada 189 gün sonra(1 gün fark var) japonya depremi (9 şiddetinde) bundan da 188 gün sonra Fiji depremi (7,3 Şiddet) bir 188 gün sonrası 22 mart 2012 ye geliyor bakalım ne olacak. Biraz bencillik olacak fakat umarım Türkiyede bir şey olmaz... çünkü Van depremini henüz atlatmış değiliz.
Konunun linki: Tıklayınız.
Bir sonraki deprem için tahmin 28 Eylül Cuma
19 Mart 2012 Pazartesi
Tüm zamanların en iyi 10 bilim kurgu dizisi
10-) The Walking Dead : Yürüyen ölüleri bir de drama olarak izleyin.
9-) Lost: Dizi hakkında bir şeyler söylersem spoiler vermiş olurum diye düşünüyorum bu bakımdan sessiz kalma hakkımı kullanıyorum.
8-) V: Uzaylı dostlarımız dünyaya demokrasi getiriyor.
7-) Fringe: ABD nin geçmişte yaptığı tüm gizli bilimsel deneylere göndermeler yapılıyor aslında göndermeyi boş verin açık açık gösteriliyor.
6-) The X-Files: Gene ABD nin gizlediği bir çok gizem bu dizide hayat buluyor.
5-) Heroes: Özel güçleri olan insanların hırsların şahit oluyorsunuz.
4-) Jericho: Ülkenize nükleer saldırı yapıldığını düşünün ama buna karşın ülkenizin sağ kalan bir kaç bölge kalmış bunlardan birinde olmak nasıl bir duygu dersiniz, ne güzel bir senaryo değil mi?
3-) Star Trek: "Işınla bizi skatiy" repliğini nasıl unutulabilir, kesinlikle listede yer alması gereken dizilerden biri.
2-) Farscape: Bir deney için uzaya çıkıyorsunuz fakat biranda bir kurt deliğinden evrenin öteki ucuna, hiç bilmediğiniz bir diyara ışınlanıyorsunuz, işte hikaye diye ben buna derim.
1-) StarGate: Bir çemberin içinden tüm evreni keşfe çıkıyoruz, bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Bilim kurgu tarihi böyle yaratıcı fikirleri zor buluyor ve kolay kolayda sıkmıyor, tüm seriyi saymak gerekirse 10 sezon SG:1, 5 sezon SGA, 2 sezon SGU dile kolay 17 yıl süren bir dizi.Bonus: Doctor Who: Telefon kulübesinde zaman yolculuğuna çıkmaya hazır mısınız? Listede olması gerekirdi fakat bir yerlerden feragat etmek şart aslında daha Terminator S.C.C, Battlestar Galactica... gibi efsanelerde var.
Dizi izlemek gerçekten zaman kaybıdır fakat bir bilim kurgu dizisi izliyorsanız hem bir şeyler öğreniyorsunuz demektir hemde ufkunuzu genişletiyorsunuz demektir.
16 Mart 2012 Cuma
Gelişimin Önündeki Şirketler
Neden bitmeyen pil imal edilmiyor?
Neden elektrikli arabalar yaygınlaşmıyor?
Neden sınırsız güç üreten buluşlar dikkate alınmıyor?
Neden internete halen para veriyoruz?
Neden elektrik için para ödüyoruz?
Neden elektronik eşyaların kabloları ile boğuşuyoruz?
Neden halen saçlarımız dökülüyor?
Neden sivilceler ile boğuşuyoruz?
Hadi ama biraz düşünün ve geçmişe bir bakın teknolojik gelişmeler insanlık adına ne kadar hızlı gelişmiş değil mi ama son yıllarda elle tutulur gelişmeler sadece cep telefonu v.b aygıtlar ile sınırlı, yani büyük buluşlar birden bire neden bıçak gibi kesildi bunu hiç düşünüyor musunuz? Bu durgunluğun, ilerlemelerin ve buluşların artık büyük şirketlerin kontrolünde olduğu gerçeğinin farkına varın.
Dünya artık büyük şirketlerin elinde "ibm yıldız gemisi...microsoft galaksisi..starbucks gezegeni...(Fight Clup)" bu repliği hatırlıyor musunuz? Büyük şirketler şimdilik bu kadar büyük oluşumlara sahip değiller ama ileride o da olacak. En basitinden geçmişte Tesla ve Edison arasındaki kavgaya bakın Edison sahip olduğu mal varlığı ile Tesla nın her daim önünü kesmeye çalıştı. Şimdiki büyük şirketlerde de durum aynen böyle ne kadar ileri teknolojiye sahip olduğunuzun önemi yok, paranız varsa o teknolojiyi sabote edebilirsiniz yada en azından geciktirebilirsiniz.
Şimdi bir düşünmeye başlayalım interneti kablosuz olarak iletebiliyor muyuz? EVET, peki Tesla geçmişte eletiriği kablosuz olarak iletmeyi başardı mı? BAŞARDI. Kendimize bir soralım halen neden kablolar içinde boğuluyoruz??? Nedeni çok açık, henüz X şirketi kablodan kazanması gereken paraların olduğunu düşündüğü için siz bu gün fişi halen pirize takmak zorundasınız.
Erkeklerde saç dökülmesinin önüne neden geçilmiyor dersiniz? Bu da çok açık, yılda milyonlar kazanılan bir saç ekim ve saç çıkarttığını iddia eden bir sektör var bu sektörler yıkılmadıkça sizin saçlarınız gerek kullandığınız şampuanlardan gerekse içtiğiniz sudan dolayı dökülmeye devam edecek elinizden hiç bir şey gelmez.
Aslında örnekler çoğaltılabilir ama sonuçta varacağımız nokta dev şirketlerin ne sana ne dayatıyorsa ona talim etmek zorunda olduğun gerçeğidir, bu yüzden insanlığın önünde duran dev şirketler bu yazım ile dikkat çekmek istiyorum, bu şirketlere para kazandırarak aslında bu şirketleri dahada büyütüyoruz sonunda olacak olan şey üste bahsettiğim Fight Clup repliğidir.
Aslında bu gelişimin önünde duran dev şirketleri tek tek ifşa etmek isterdim ama siz zaten bunları biliyorsunuz hemde bu durduk yere bu blogu kapattırmayalım değil mi?
15 Mart 2012 Perşembe
38 cm Büyüklüğündeki Mumya Parmağı

İlk resimde de gördüğünüz üzere kağıt paradan daha büyük olan parmak Mısır'da kazılar sırasında bulundu. 1988 de keşfedilmiş fakat bu güne dek halka açıklanmamıştı. 2012 de ancak haberimiz oluyor, hakkında pek bir ayrıntı bulunmayan parmak için araştırmalar sürüyor.
Kaynak için Alman Bild sitesine göz atabilirsiniz.
Gelsin Teoriler:
- Mısırlılar farklı bir tür insanüstü varlığa mı sahiptiler.
- Bu bir uzaylı parmağı olabilir mi?
- Bazıları orangutan parmağı demiş fakat bunun insan parmağı olduğu açıklandı ayrıca bu bir orangutan parmağı bile olsa bu kadar büyük olamazdı, gerçi insan parmağı olması da zor ama bilemiyorum.
- O tarihte belki daha önce görülmemiş bir hastalık sebebiyle çok devasa bir insan yaşamış ve ölmüş.
13 Mart 2012 Salı
Güneşin Yakınlarında Görüntülenen Şey !!!
Şey diyorum çünkü ne olduğu konusunda sadece tahminlerim var.
Bu siyah şey ne olabilir işte teoriler:
Biraz uçuk kaçık olacak ama gene de söylemem lazım güneşten yakıt ihmali yapan bir tür UFO olabilir.
Bildiğiniz üzere güneşimiz yüksek aktiviteli bir dönemden geçiyor bu sebeple güneş patlaması sonucu açığa çıkardığı, daha önce görülmemiş büyük bir plazma topu olabilir.
12 Mart 2012 Pazartesi
PS4 Beklentilerinizi Yükseltin
PC lerin son sürat geliştiği bir ortamda artık konsollar demode kalmaya başladı bu yüzden yeni nesil Xbox ve Ps4 için beklentilerinizi yükseltmenizi tavsiye ederim. Ne ne kadar yüksek mi dersiniz, 2005 te yayınlanan Killzone 2 videosunun bile ötesinde grafiklere hazır olun çünkü böyle yapmazlarsa istedikleri konsol satışlarını gerçekleştiremeyecekler, bu yüzden beklentilerinizi yüksek tutun.
Tabi bir yandan kesenizin delinmesinede göz yummanız gerekecek, çünkü geri dönüp baktığımızda konsolar her yeninesilde bir kat daha pahalılaşıyor ve üstüne birçok ekstra çıkıyor bu yüzden kesenin ağzını açmanız gerekecek.
Bu teknoloji demosundan gelecekte nasıl karakter modellemeleri ve mimikleri ile karşılaşacaksınız şimdiden görebilirsiniz.:
Oyunlardaki dinamikler ve tasarımları nasıl olacak diye merak ediyorsanız son çıkan animasyon filmlere bakmanız yeterli özellikle Rango ve Ten Ten size bu konuda güzel fikirler sunabilir.
Etiketler:
bilgisayar,
game,
new xbox360,
next-gen,
oyun,
Ps4
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











