Cern etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cern etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Eylül 2012 Salı

Bir Kitlesel Narkoz Olarak Popüler Kültür



Sinema, diziler, spor, video oyunları ve son teknoloji oyuncaklar(...) tüm bunlar hem insanları günlük sorunlarından uzaklaştırıyor hemde kapital sistemi besliyor, dahada önemlisi insanları koyun olarak tutuyor. Teşbihte bir hata yok popüler kültürün bu ögelerine ne kadar el atarsanız o kadar koyuna baglıyorsunuz ve bu sebepten zamlara, cinayetlere, vergi oranlarına veya şehit haberlerine göstermeniz gereken tepkiyi gösteremiyorsunuz, sokaklara inemiyorsunuz. Tüm bunlar tabi ki devletlerin işine gelen bir durum  bu yüzden popüler kültüre çok önem veriliyor milli takımın bir galibiyet alıyor yada herhangi bir dizinin çok beklenen heyecanlı bir bölümü yayınlanıyor ertesi gün bir zam haberi gündeme düşüyor fakat bir şekilde kitlesel olarak buna tepkimizi ortaya koyamıyoruz.


 Çok çekici olan popüler kültür neredeyse tüm dünya insanlarının gazını almak için çok güzel kullanılıyor, çok reklamı yapılan viral olarakta gezen bir filmi izlemek için çaba gösterirsiniz, aliş-veriş merkezlerini gezerken zengin olma hayalleri yada bu gün ne alsam hayalleri kurarsınız, yeni bir telefon çıktığında ona sahip olabilmek için aylarca para biriktiriyorsunuz, bir diziye baglandığınızda onun etkisi altına giriyorsunuz rüyalarınıza dahi giriyor, karakterlerini kendinizle özdeşleştirmeye başlıyorsunuz, yeni bir video oyunu çıktığında onu sabahlara kadar oynuyorsunuz, yada çıkmasını beklerken o oyun hakkında sohbetler edip yazılar, haberler ve videolar izliyorsunuz,  taraftarı olduğunuz takım yense de yenilse de kendinizden geçiyorsunuz tüm sorunlarınızı bir kenara bırakıyorsunuz resmen damarlarınıza uyuşturucu zerk edilmiş gibi oluyorsunuz, tüm bunları ilk okuduğunuzda kabullenemeyebilirsiniz ama popüler kültürün yaygın olduğu bir şehirde yaşıyorsanız tüm bunlar sizinde damarlarınızdan geçiyor ve sizlere yapılan haksızlızlıkları bir anda unutuyorsunuz.
 Tüm bir popüler kültürü bir yana atıp gerçek hayata dönmek elbete ki kolay bir şey değil çünkü bu kültürün içinde soluk alıyorsunuz, kapitalist sistemi kabul ettiyseniz buna katlanmak zorundasınız. Bu sistemden çıkmak için tek yol şimdilik okumaktır, biliyorum çok klişe bir tabir oldu ama okuyup bir şekilde kendini geliştiren insanlar bu sistemin kölesi olmadan bir yerlere gelebiliyor, çok iradeli biriyseniz tüm popüler kültürü reddedebilir ve kendi yol haritanızı çizebilirsiniz bunun sonucu olarak NASA veya CERN gibi bir yerde bilim adamı olabilirsiniz, yada ülkenizin başına geçip 'ülke öyle yönetilmez böyle yönetilir' diyebilirsiniz.
SEÇİM SİZİN...

2 Nisan 2012 Pazartesi

Evreni Anlamaya Beş Kala

"Yüzyılın deneyi" diye adlandırılan ve evrenin oluşum sırlarını çözmek üzere "Büyük Patlama" deneyinin yapıldığı Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi'nin (CERN) Başkanı Prof Dr Rolf-Dieter Heuer, "evrenin henüz bilinmeyen yüzde 95'ini anlamanın tam başında" olduklarını söyledi.



CERN Başkanı Prof Dr Rolf-Dieter Heuer, ODTÜ Kemal Kurdaş Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen konferansta, daha önce İsviçre, İtalya, Danimarka, ve Avusturya'da açılan serginin ilk kez üye olmayan bir ülkede düzenlendiğini belirterek, CERN'e üyelik başvurusu yapan Türkiye'nin, bilimadamlarıyla ve CERN'e yaptığı katkılarla önemli bir ülke olduğunu söyledi.

CERN'ün amacı, araştırma, inovasyon (yenilik) ve eğitim alanlarındaki misyonuyla ilgili bilgi veren Prof Dr Heuer, CERN'ün bilginin sınırlarını daha da ileriye taşımak, hızlandırıcılar ve detektörler için yeni teknolojiler geliştirmek, geleceğin bilimadamı ve mühendislerini yetiştirmek, değişik ülke ve kültürlerden insanları bir araya getirmeyi amaçladığının altını çizdi.

CERN'de geliştirilen teknoloji ve yeniliklerin tıp gibi alanlarda kullanıldığına ve günlük yaşamı kolaylaştırdığına dikkati çeken Heuer, “Hadron tedavisi” adı verilen yöntemle dünyadaki 30 bin hızlandırıcıdan 17 bininin tıp amaçlı kullanılarak 70 bin hastanın tedavi edildiğini, ayrıca görüntüleme teknolojilerinin geliştirildiğini kaydetti.

Prof. Dr. Heuer, en büyük mücadelelerinin ise “Büyük Patlama”dan hemen sonra Evren'in ilk anlarını anlayabilmek olduğunu belirterek, fizikteki “standart modelin” öngördüğü ve temel parçacıklara kütlelerini verdiği düşünülen “Higgs Boson”unu bulmak için, dünyanın en büyük bilimsel cihazı olan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı”nın (BHÇ) Cenevre yakınlarında inşa edildiğini anlattı.

Tasarımında ve üretiminde 10 bin kişinin çalıştığı ve yaklaşık 10 milyar dolara mal olan BHÇ'nin sıfırın altında 271 santigrat derece evrenin en soğuk yeri ve iki proton hüzmesinin çarpışması sırasında ortaya çıkan Güneş'in merkezinin bin milyon katı sıcaklığıyla galaksinin en sıcak yeri olduğunu söyleyen CERN Başkanı, 27 km uzunluğundaki tünelde yapılan CMS ve Atlas deneylerinde her saniyede 600 milyon protonun çarpıştığını ve bu deneylerin verilerinin kaydedildiğini belirtti.

CERN Başkanı, sadece geçen yıl 23 Peta Byte tutarında veri toplandığını, bu verilerin bilgisayarlarca kaydı ve analizi için aralarında ODTÜ bilgisayarlarının da olduğu birçok ülkenin bilgisayarlarının oluşturduğu bir ağdan faydalanıldığını belirterek, deneyin daha sonraki aşamalarında enerji seviyesi 7-8 TeV'e (trilyon volt) çıkarılınca Higgs parçacığının izini bulmayı umduklarını söyledi.

CERN Başkanı Prof Dr Rolf-Dieter Heuer, “Tanrı parçacığı diye adlandırılan Higgs bosonu bulunsa da büyük bir keşif, bulunmasa da büyük bir keşif. Evrenin büyük bölümünü oluşturduğu sanılan karanlık madde ve enerjinin anlaşılmasında bu ilk adım. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı veri sağlıyor” dedi.

CERN heyetinden Prof Emmanuel Tsesmelis de AA'ya yaptığı açıklamada, deneyin bundan sonra aşamasında enerji seviyesini 3,5 TeV'den 4,5-5 TeV'e kadar çıkarmayı, ardından bir süre deneye ara vermeyi planladıklarını belirterek, Türkiye'nin CERN'e üyeliği konusundaki görüşmelerin sürdüğünü, bu yıl içinde üyeliğe kabul edilmesinin beklendiğini söyledi.

ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar da konferansa ilginin büyük olmasının ve daha önce konserler için yer bulunamayan bu salonun bir bilimsel ve akademik sergi için öğrencilerle dolu olmasının sevindirici olduğunu kaydetti. (Radikal Gazetesi)

25 Mart 2012 Pazar

Amerika Bilim ve Teknoloji Bakımından Avrupadan En Az 20 Yıl İleride



Bu iddayı birkaç örnek  ile kanıtlayabiliriz. Öncelikle Avrupanın yürüttüğü CERN deneyini hepimiz biliyoruz fakat ABD bu deneyi en az 20 yıl önce yaptı ve meyvelerini topladı, Avrupa bu deneyi ve sonuçlarını daha yeni keşfediyor. Avrupa Cern de mevzu bahis konudaki çalışmalarında emekleme dönemindeyken ABD kendi tesislerini kapatma aşamasına gelmişti.
Bakınız: ABD nin Hodron Çarpıştırıcısı Tesislerini Kapatması



 Bir diğer kanıt Hayalet Uçak teknolojisinde karşımıza çıkıyor bu teknolojiyi ne zaman keşfettildiğinden emin değiliz fakat Körfez Savaşında kullanmak zorunda kalması ile gün yüzüne çıkıyor kimi otoritelere göre en az 50 yıldır elerinde olan bir teknolojiydi.
 Haarp ve uzaya çıkmayı sağlayan roket rampaları teknolojilerinde bunlara örnek verilebilir fakat halihazırda henüz Avrupanın fersah  fersah ötesinde olan teknolojilerde mevcut başta İyon Motorları(bununla ilgili özel bir yazı hazırlıyorum) olmak üzere yörüngede bulunan X-37B adlı insansız yörünge aracını Avrupalıların değil yapma çalışması hayal dahi edemeyecek teknolojilerdir, özellikle X-37B nin uzayda gözlerden uzak yapmaya çalıştığı şey sadece Avrupa değil tüm dünyanın 100 yıl ötesinde bir deneydir.
Bakınız: 7 aydır uzayda olan X-37B