14 Eylül 2012 Cuma

Renklerin İnsan Üzerinde Az Bilinen Etkileri

Eğer saf ışığı prizmaya doğru tutarsanız ışık spektrumun 7 rengine ayrılır;
kırmızı, sarı, turuncu, yeşil, mavi, indigo(çivit mavisi) ve mor



Bu renklere gökkuşağının spektrumundan tanıyoruz. Bu spektrum görünen tüm renklerin temelidir.
Bilmediğiniz şey ise bütün renklerin kendi titreşimi olduğudur.

Kırmızı en uzun dalgaboyuna sahip ve en yavaş titreşim frekansına biz bunu sıcak ve uyarıcı olarak tanırız.
Mor ise en kısa dalgaboyuna ve en hızlı titreşim frekansına sahiptir. Bu ferah ve sakinleştiricidir.

Bu iki renk arasında ne olduğunu anlatmama gerek yok, sadece frekansları farklı
Bu basit bilgi inan veya inanma ama ÇOK ÖNEMLİ ama önce başka şeylere bakıcağız.
Modern bilimde, öğrendikki bazı renkler zihinsel aktiviteleri canlandırabilir
ve diğer renkler zihni sakinleştirebilir. Biliyoruzki ışık enerjisine beynimizi,
duyguları, fiziksel beden ve belkide en önemlisi Çakralarımızı beslemek için ihtiyacımız var.
öyleyse Çakra nedir? Çakra kelimesi Sanskritçe'de tekerlek kelimesinden gelmiştir.
Çakra bedenin içinde dairesel hareketlerle tekerlek gibi dönen girdaptır.
Bu merkezi çekim gücü ile titreşim seviyesinde enerji çeker.
renk titreşimlerinden mikrodalga enerjilerine kadar herşeyi içine çekebilir.
Hatta karşılaştığımız insanların duygularınıda.
Geçen hafta konuştuğumuz düşünce alemiyle eşzamanlı çalışırlar düşünceler de titreşim seviyesinde olduğu gibi. Çakralar enerji noktalarıdır. Dikey olarak çalışırlar.
Başınızın tepesinden omurganızın altına kadar.
Nasıl baktığınıza bağlı, başlıca 7, 8 veya 13 tane çakra var
yüzlerce daha küçük çakralar olduğu gibi daha az önemli olanlar tüm vücuda yayılmışlar
8 ve 13 çakrayı sonraya saklıyorum, şimdilik basitçe 7 üzerinde duralım
Çakralar birnevi ruhun eterik motorudur.
Sadece enerji çekmezler, bütün çakralar titreşim enerjisi yayarlar
ve diğer vücut parçaları ile bağlanmış ana bir organ veya salgı bezi
üzerinde yönetilirler, aynı frekansta rezonans olan.
Çakraları dengelemek ve sıraya koymak seni daha mutlu, sağlıklı ve kendinle uyumlu yapar.
Bir çakranın merkezi senkronizasyon dışına çıktığında
nihayetinde bağlı olduğu organı veya salgı bezini etkiler
ve komşu çakralarında senkronizasyon dışına çıkmasına neden olur
zincirleme reaksiyona ve vücutta dengesizliğe neden olur.
Bir çakra fazla çalışıyorsa, az çalışıyorsa, tıkanmış veya kapanmışsa dengesizlik yaratır.
Bu nerdeyse herzaman zihinsel, duygusal ve fiziksel olarak hissedilir.
Çakralar enerji vericidir ve onlar hakkında öğrenmenizin öncelikli yararı, zihin, beden ve ruhun uyumunu içindir.
Zihnin tek başına tüm varlığını besleyemez veya diyet yapmak tüm sorunlarınızı çözmez
Çakralar vasıtasıyla kendini tamamen dengeleyebilirsin
seni daha sağlıklı bir bilinç durumuna sokar
daha önce bahsettiğim gibi, her çakra vücudun belirli bir bölgesini yöneten bir organa veya salgı bezine bağlı
Çakraların sırası aslında aşağıdan yukarıya doğrudur, kırmızı ile başlar
ve her çakrada titreşim değişerek mor'a ulaşırsın
daha ileri gitmeden önce, BUNU DÜŞÜNÜN. Işığı parçalarına ayırdığında 7 renk elde edersin.
Bunlar fiziksel bedenimize bağlı olan aynı 7 renk


her çakra sadece bir organa veya salgı bezine baglı değil, ayrıca her çakranın kendine özgü karakteri var.
ilk çakranın ki hayatta kalma, böbreküstü bezine bağlı
bir sonraninki seks veya etkileşim, yumurtalıklara(eşeysel bezlere) bağlı
3.sü güç veya ego, pankreasa bağlı
4.sü sevgi, timus(boyun altı) bezine bağlı
5.si ifade etme, tiroit(kalkan) bezine bağlı
6.sı ise ÜÇÜNCÜ GÖZ, psişik ve sezgilerdir ve hipofiz bezine bağlı
En sondakide taç çakra, ruhani çakradır ve beyin epifizi(kozalaksı bez) e bağlıdır.
hayatta kalma, sex, güç, sevgi, ifade, sezgiler, ruhani
Bu 7 karakter ile büyür ve varlığımızın merkezinde oluruz
Egonla mücadele ettiğin yada kalpsizmişsin gibi geldiği veya kendini ifade edemediğin zamanları hatırlıyor musun?
Eğer sen veya tanıdığın birisi bu özelliklerde sorunu varsa veya bu konuda çok güçlüyse
bunun nedeni çakralardaki dengesizliktir.
Peki, artık Çakraların ne olduğunu biliyoruz ve halen bu konuya yüzeysel olarak bile başlamadık.
Çakraları açma, aktif hale getirme ve şarj etme yöntemlerini anlatmak istiyorum.
Bu noktada senin için daha yararlı olacaktır.
Bildiğimiz kadarı ile her çakra belirli bir renk ile rezonansa giriyor.
Aynı renkte bir kıyafet giymek çakranın rezonansa girmesine neden olacaktır.
Bu bilgiyi ilk öğrendiğim zamanı hatırlıyorum, boğaz çakram hariç bütün çakralarım kapalıydı.
Ki boğaz çakramda çok açıktı.
Yatak odam mavi renkteydi ve çarşaflarımda maviydi bu nedenle her gece bir bölgedeki çakram güçleniyordu.
Güneş ışığı bizim ana enerji kaynağımız. Bize ışık, ısınma ve enerji sağlıyor.
Güneş ışığı kendisi cozmik ışınlar, gama ışınları,
X ışınları, görülebilir ışık ışınları, kızılötesi ışınlar, mikrodalgalar, hatta radyo
dalgaları oluşturur. Yarım saatliğine güneş altında uzanmak güçlü bir enerji artışı sağlar.
Çakra rengiyle aynı olan yemekler yemekte iyi gelir. Kırmızı domates ve elma yemek kök çakrana iyi gelir.
Yeşil yemekte kalp çakrana iyi gelir. Bu daha sağlıklı beslenme isteği uyandırmıyor mu?
Renk banyoları çakra açmak için çok rahatlatıcı bir yöntem.
Küvetin içine organik sıvı dökerek suyun rengini değiştirebilirsin.
Sadece arkana yaslan ve rahatla, suyun kendisinden enerji güçlendirmesini al.
Son olarak ve çakraları açmak için en iyi yöntem, kendinize REİKİ yaptırın.
Şaka değil, ruhsal bir ameliyata eşdeğer. Uzan ve süper rahatla,
Reiki Ustası(Masterı) tek tek bütün çakralarının üzerinden geçicek, kapalı çakraları açacak ve hizalıcak
Reiki ustaları çakralarını görmek üzere ruhsal eğitim almış insanlardır.
Evet, onlar gerçektende çakraları 3. gözlerini kullanarak görebilirler. Kendi vücutlarından enerji taşıyıp
sizinkine bağlarlar ve sizinkine akıtırlar. Çok şaşırtıcı bir süreç.
Reiki ustası genellikle senin için senin yüksek belliğinle iletişime geçebilirler. Bunuda isteyebilirsin
ve kendi yolunda ilerlemek için ne yapman gerektiğini sorabilirsin.
Reiki son 15 senedir gitgide dahada popüler oldu.
Bu yüzden sana yakın bir yer bulup reiki yaptırman çokta zor değil.
Eğer bu konuda ciddiysen ve nereden başlıyacağını bilmiyorsan Reiki mükemmel bir ilk adım olacaktır.
Tıp bilimi toksinleri, kirlilikleri hatta negatif düşünceleri, yemekerlerdeki kimysalları ve diğer bedeni etkileyen kirleticileri temizlediğini kanıtladı. Eğer bunlar sürekliyse çakra dengesizlikleri ortaya çıkar en sonunda zihinsel ve fiziksel düzeylerde bizi etkiler. Geleneksel sağlık hizmetleri bu zamanlarda doğal olarak veya tamamen semptomları hafifletemiyor veya tamamen tedavi edemiyor. Bu demek oluyorki sağlık koşullarımızı yükseltmek bize kalmış. Bütün varlığımızı unutamayız. Bu günün topluluğunda bağımsızlığa çok fazla önem veriyoruz ama yeteri kadar dayanışmaya önem vermiyoruz. Bizim çakralarımız birbirleri ile dayanışma halindeler ve hepsine önem vermemiz gerekiyor ki bütün varlığımıza önem verelim.
Bunlar Çakraların temel bilgileri! İnan veya inanma
Normalde bu konu çok derindir ama benim bildiklerim bu kadar.
Yazımın sonunda size bu duvar kağıdını kullanmanızı öneriyorum prizmanın temel renklerini içeren bu duvar kağıdının çakralarınıza iyi geleceğini düşünüyorum.


13 Eylül 2012 Perşembe

Yıldızlara, Güneşlere, Gezegenlere hayranlık duyuyor musunuz?



Cevabınız evet ise sizin God Is an Astronaut adlı müzik grubu ile tanışa vaktiniz gelmiş. Eski - günümüz ozanları veya şairleri pastoral bazdaki eserlerini dağa, taşa ovaya yazarken God Is an Astronaut adlı İrlandalı grup şarkılarını güneşi, ayı, yıldızları veya uzayı imajine ederek yazıyorlar yada besteliyorlar günümüzün ötesindeki bu grup ayrıca isminden de belli olacağı gibi tanrının bir kozmonot olduğuna da inanıyorlar yani Erich von Däniken nin meşhur Tanrıların Arabaları adlı eserindeki teorinin de savunucusu konumundalar.

En güzel eserleri:









11 Eylül 2012 Salı

Bir Kitlesel Narkoz Olarak Popüler Kültür



Sinema, diziler, spor, video oyunları ve son teknoloji oyuncaklar(...) tüm bunlar hem insanları günlük sorunlarından uzaklaştırıyor hemde kapital sistemi besliyor, dahada önemlisi insanları koyun olarak tutuyor. Teşbihte bir hata yok popüler kültürün bu ögelerine ne kadar el atarsanız o kadar koyuna baglıyorsunuz ve bu sebepten zamlara, cinayetlere, vergi oranlarına veya şehit haberlerine göstermeniz gereken tepkiyi gösteremiyorsunuz, sokaklara inemiyorsunuz. Tüm bunlar tabi ki devletlerin işine gelen bir durum  bu yüzden popüler kültüre çok önem veriliyor milli takımın bir galibiyet alıyor yada herhangi bir dizinin çok beklenen heyecanlı bir bölümü yayınlanıyor ertesi gün bir zam haberi gündeme düşüyor fakat bir şekilde kitlesel olarak buna tepkimizi ortaya koyamıyoruz.


 Çok çekici olan popüler kültür neredeyse tüm dünya insanlarının gazını almak için çok güzel kullanılıyor, çok reklamı yapılan viral olarakta gezen bir filmi izlemek için çaba gösterirsiniz, aliş-veriş merkezlerini gezerken zengin olma hayalleri yada bu gün ne alsam hayalleri kurarsınız, yeni bir telefon çıktığında ona sahip olabilmek için aylarca para biriktiriyorsunuz, bir diziye baglandığınızda onun etkisi altına giriyorsunuz rüyalarınıza dahi giriyor, karakterlerini kendinizle özdeşleştirmeye başlıyorsunuz, yeni bir video oyunu çıktığında onu sabahlara kadar oynuyorsunuz, yada çıkmasını beklerken o oyun hakkında sohbetler edip yazılar, haberler ve videolar izliyorsunuz,  taraftarı olduğunuz takım yense de yenilse de kendinizden geçiyorsunuz tüm sorunlarınızı bir kenara bırakıyorsunuz resmen damarlarınıza uyuşturucu zerk edilmiş gibi oluyorsunuz, tüm bunları ilk okuduğunuzda kabullenemeyebilirsiniz ama popüler kültürün yaygın olduğu bir şehirde yaşıyorsanız tüm bunlar sizinde damarlarınızdan geçiyor ve sizlere yapılan haksızlızlıkları bir anda unutuyorsunuz.
 Tüm bir popüler kültürü bir yana atıp gerçek hayata dönmek elbete ki kolay bir şey değil çünkü bu kültürün içinde soluk alıyorsunuz, kapitalist sistemi kabul ettiyseniz buna katlanmak zorundasınız. Bu sistemden çıkmak için tek yol şimdilik okumaktır, biliyorum çok klişe bir tabir oldu ama okuyup bir şekilde kendini geliştiren insanlar bu sistemin kölesi olmadan bir yerlere gelebiliyor, çok iradeli biriyseniz tüm popüler kültürü reddedebilir ve kendi yol haritanızı çizebilirsiniz bunun sonucu olarak NASA veya CERN gibi bir yerde bilim adamı olabilirsiniz, yada ülkenizin başına geçip 'ülke öyle yönetilmez böyle yönetilir' diyebilirsiniz.
SEÇİM SİZİN...

7 Eylül 2012 Cuma

Yeni Yazılar Yakında !!!



Son zamanlarda gerek işim, gerekse sınavlarım sebebiyle siteye pek bir yazı ekleyemedim yakında gerçekten orijinal ve heyecan verici yazı dizilerimle geri döneceğim sabır  gösterdiğiniz için teşekkürler.

Amfibilerin Kralı İnsan Balığı



Şekliyle görenleri hayrete düşüren insan balığı, aynı zamanda dünyanın en uzun süre yaşayan canlılarından biri olma özelliğini taşıyor. Ancak bilim dünyası balığın uzun ömrünün sırrını bir türlü çözemiyor.

Hem karada, hem de suda yaşayabilen (amfibi) “insan balığı”, lakabını kaygan derisi ve boru şeklindeki vücudundan alan 30 santimetre uzunluğunda bir semender.

Oldukça ilginç bir görünüme sahip olan “insan balık”, suyun altında daha da ilginç bir özellik kazanıyor. Çünkü bu balık suyun altında tam 100 yıl hayatta kalabiliyor. Bu süre, amfibi hayvanlar için biçilen en uzun ömür olarak biliniyor.

Çok nadir bulunan bir canlı olan insan balığı semenderine, bugün en çok Hırvatistan ve Slovenya’nın mağaralarında rastlanıyor.

Üzerinde yaklaşık 10 yıldan beri çalışılan insan balığı semenderleri, bugün yaklaşık 60 yaşında. Buna rağmen balıklar biyolojik olarak hiçbir yaşlılık belirtisi göstermiş değil.

Bilim insanları ise, insan balığının suyun altında nasıl bu kadar uzun yaşabildiği hakkında bir fikre sahip değil.

Kaynak:Milliyet

2 Eylül 2012 Pazar

Mars İnsanlığın İlk Evi miydi?



Bu konuda NTVMSNBC güzel bir makale yazmış şiddetle tavsiye ediyorum MARS insanlık tarihinin ilk başlangıç yeri olabilir...
Makaleye burdan ulaşabilirsiniz.

25 Ağustos 2012 Cumartesi

Top 10 Coolest Movie Spaceships


Bir numara gerçekten hak edene gitmiş fakat SGU dan Destiny en azından listede olması gerekirdi çünkü gerçekten "cool" sıfatını hak ediyordu öncelikle gücünü yıldızlardan alıyordu ve  yaratıcıya ulaşmak gibi çok ulu bir amacı vardı.

11 Ağustos 2012 Cumartesi

Dünyanın Başına Bela Şirketler

Bugün hala arabanız için benzin veya gaz alıyorsanız, evinizdeki elektronik eşyaları çalıştırmak için elektrik parası ödüyorsanız ve ısınmak için para ödüyorsanız bilin ki bunun sebebi Dünya çapında doymak nedir bilmeyen bazı büyük şirketlerin açgözlülüğü yüzündendir.
Bu şirketleri daha evvelki yazılarımda ifşa etmekten çekinmiştim fakat şimdi karar değiştirdim, işte Dünya nın üzerine çöreklenmiş şirketler.


BP, Shell ve Exxon: 
Petrolün dünyadaki devleri olan bu iki firma o kadar güçlü firmalar ki Dünya da onlardan habersiz arabalar için alternatif enerjiler asla geliştirilemez bu firmaların içindeki endüstri ajanları Dünya üzerinde petrolün yerini alabilecek herhangi bir teknolojinin geliştirilmemesi için bu yolda adım atan birçok bilim adamını tek kalemde öldürmüşlerdir, bu gezegendeki petrol rezervleri bitene kadar bu iki firmayı kimse durdurmaz. En azından BP nin ne kadar güçlü bir firma olduğunu kanıtlamak açısından geçmiş yıllarda okyanustaki petrol sondajındaki kaçak sonucu deniz o kadar kirletmişti ki tüm analistler BP nin sırf çevrecilerin açacağı dava ile biteceğini savunurken hiç bir kuruluş veya hiç kimse firmaya dişe dokunur bir zarar veremedi hiç bir mahkeme BP yi indiremedi, BP kamuoyundaki imajını düzeltmek için bir kaç tazminat ödedi fakat bu tazminatlar BP ye değil zarar vermek bedava reklam kârı olarak geri döndü.

Goldsman Sach, Chase ve Bank of America:
Bir işin içinde para varsa orada mutlaka bankalarda oluyor bu üç banka tüm Dünya nın para akışını kontrol ediyor İsviçre bankalarına yatırılan paralardan dahi haberleri var, bu üç bankayı ayakta tutan firmalar Petrol, doğal gaz ve benzeri enerjileri elinde bulunduran firmalar olduğu için aynı derecede güçlüler. Dünyadaki savaşları organize edip besleyenlerde bu bankalardır para akışını sağlamak için birçok irili ufaklı firmayı kontrol ederler, bağlı olan firmaların menfaatlerini korumak için her türlü girişimde bulunabilirler, yani anlatmaya çalıştığım Petrol ve enerji firmaları ne ise bu bankalarda o.


Para = Dünyanın Kontrolü

Meşur J.D. Rockefellar ailesi  ve Rothschild  ailesi üste adı geçen şirketlerin direk yada dolaylı yoldan sahipleridirler, güç onların elinde dersek yanılmış olmayız. Bir savaş başlayacaksa onların kontrolünde olur, yeni bir teknoloji Dünya halkının kullanımına sunulacaksa bu teknoloji onlardan gelir.
Güçlü olan devletler değil paraya sahip olanlardır.



27 Haziran 2012 Çarşamba

Genetiği Değiştirilmiş İlk Bebek Dünyaya Geldi!!!



Kısacası X-Men için ilk adım atıldı.Bir süre önce buradaki yazımda da bahsettiğim üzere günün birinde insanların genlerine müdahale edilerek kusursuz süper insanın yaratılacağını söylemiştim nitekim bu yolda ilk adımlar atılmaya başlandı, ABD de dünyaya gelen bir bebeğin genleri modifiye edildi yani bu bebeğin DNA sı incelendiğinde iki adet bayan bir adet erkek genine rastlanacak yani iki annesi bir babası varmış gibi peki bu bebeğe ne kazandırcak, şimdilik ne kazandırcağı konusunda emin olunamaz zira ufak bir deney olarak adledilebilir. Bu konudaki uzmanların söylediğine göre bu yöntem ile süper zeki insanlar yaratılabilirmiş.
Kaynak sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

23 Haziran 2012 Cumartesi

Bilim Kurgu Yapıtlarındaki Fenomenler (Yazı Dizisi -1-)

Bilim kurgu deyip geçmemek lazım bilime yol gösteren  yegane kaynak bilim kurgudur, bu gün imkansız dediğimiz şey yarın gerçeğe dönüşebiliyor. Gelin şimdi bu bilim kurgu fenomenleri hakkında üç beş  kelam edelim.



Dyson Küresi: Gerçekten imkansız gibi görünen işleyişi basit fakat yapılışı zahmetli bir fenomendir,basitçe şöyle izah edilebilir;  bir yıldızı tamamen küre içine alıp ondan yayılan tüm enerjiyi medeniyetimizin refahı için kullanılmasıdır. Dile kolay, tüm bir yıldızı küre içine almak için kaç tane gezegenin tamamını kullanmak gerekir  ve nasıl bir teknoloji izlemek gerekir akıl almaz bir fikir, hatta bazı bilim adamları evrende Dyson Küresi teknolojisini kullanan medeniyetlerin olduğunu düşünüyor. Kim bilir günün birinde bizde kendi güneşimize bu şekilde bir girişimde bulunuruz.

FTL Motoru: Açılımı 'Faster Than Light' olan bu fenomen tüm bilim adamlarının hayalini süsler, basitçe ışıktan daha hızlı gitmek için yapılmış motorlardır. Teoride Einstein'nın E=mc² devreye girince böyle bir teknolojinin asla  var olmayacağı sonucu çıkıyor, fakat Cern deneyi ile ışıktan hızlı parçacıkların olduğu kanıtlandı böylelikle FTL Motorunun halen gerçeğe dönüşmesi yolunda umutları alevlendirmiş oldu.

Görünmezlik: Her insan hayatında bir kere görünmez olmak istemiştir fakat bu fenomende diğerleri gibi zor ve değerli bir teknoloji şöyle ki böyle bir teknoloji bulunsa dahi kolay kolay halka duyurulmaz çünkü askeri yönden büyük değere sahi olacağını aşikar. Hali hazırda 'optik kamuflaj' teknolojileri çok ilerlemiş durumda yani arkanızdaki görüntüyü öne yansıtarak sizi görünmez kılan bu teknoloji şimdilik hayal edilen görünmezlik  teknolojisi kadar cazip değil çünkü kullanışsız ama bir diğer gelişim ise okyanusların derinliklerinden umut veriyor, parlak pullu köpek balığı istediği zaman hücre bazında ışığı içinden geçirerek görünmez olabiliyor, buna benzer hücresel bazda görünmezlik elde edebilen deniz canlıları mevcut bunların DNA kodları anlaşıldığında görünmezlik yolunda büyük adımlar atılabilir.(Belkide çoktan böyle bir teknoloji vuku buldu bilmek zor)

Death Star: Gezegen katili olarak Star Wars filminde karşımıza çıkan bu fenomen gerçekten bir abartı abidesi gibi dursa da heybetli bir ihtişam abidesi olarak da karşımıza çıkabilir. Gezenleri yok etmek için yapılmış gezegen boyutundaki bu dev silah milyon tane mürettabat ile uzayda yol alabilen bir fenomendir. Teleskoplarımızın görebildiği kadarıyla bu galakside düşman bir uygarlık yok(sanki dost uygarlıkları bulmuşuzda) bu sebeple bu tarz bir abartıdaki silaha ihtiyacımız yok bu sebeple şimdilik bu fenomenden umudu kesebilirsiniz.

Zamanda Yolculuk: Geleceğe Dönüş filmi ile meşhur olan bu fenomen çok yönlü paradokslara yol açtığı için
gerçekleşmesi biraz zor gözükse de bu yolda ortaya atılmış teoriler zamanda yolculuk yapılabileceğini ortaya koyuyor. En basitinden Dünyadan yola çıkacak bir uzay mekiğinin bir kara delik yada kütlesi çok büyük olan bir yıldızın etrafında üç beş tur atıp Dünya ya dönmesi yeterli, Dünya da yüz yıllar geçmiş olacak :) (Ne kadar basit değil mi  hadi  yapalım). Aslında bu kadar uğraşılmadan dünyada kütle çekim cihazı yapsak bu şekilde de zamanı kontrol edebiliriz ama tabi ki yazıp çizdiğimiz her şey teoride kalıyor, insanoğlunun henüz bu teoriyi kanıtlayabilecek imkanı yok.

Android: Teknolojinin dur durak bilmediği bir dönemde yaşadığımız için tüm fenomenler arasında en kısa zamanda gerçekleşmesi ihtimali olan fenomendir. Hali hazırda Amerika da bu teknoloji üzerinde çalışan Darpa adlı şirket ve Uzak Doğudaki Honda'nın Asimo robotu yakın bir gelecekte Android göreceğimizi bize fazlasıyla hissettiriyor.

Hologram: Bu fenomenin son 4 yıldır gerçekten var olduğunu söyleyebiliriz, hatta Japonya da hologramdan yaratılmış bir pop starıda mevcut.


İşınlanma: "Işınla bizi Scotty" repliğiyle hayatımızda yer edinen bu fenomen üzerinde gerçekten ciddi çalışmalar dönüyor atomları laboratuvar ortamında ışınlamayı başaran bilim adamları bakalım koca bir insanı ışınlama konusunda neler yapabilecekler. Bu  fenomen hayat bulması için teknolojinin bir çok alanda ilerlemesi gerekecek zira bir insanı ışınlamak demek onu bir nevi geçici olarak dijital veriye dönüştürmek demektir ve bir insanın  veriye dönüşmesi demek milyon perabayt(şimdiki teknoloji ile tek bir insan için gökdelen  büyüklüğünde  hard disk gerekir) dijital veri saklama alanı gerektirecek bir iştir, diğer tarafta onu tekrar birleştirecek olan işlemcinin de perabayt bazında işlem yapma kapasitesine  sahip olması gerekir. Sanırım ışınlanma fenomeni konusunda çok sabretmemiz gerekecek.

Paralel Evrenler: Merak uyandıran fenomenlerin en başında sanırım bu fenomen var çünkü bu fenomen artık bir çok bilim adamı tarafından kabul görmeye başladı. Kuantum fiziğine göre sizden evrende sonsuz sayıda var. Diğer bazı fenomenler gibi bu fenomende malesef kanıtlanma aşamasında kitleniyor çünkü henüz paralel evrenleri nasıl algılayacağımızı bulamadık bir grup bilim adamı paralel evrenler bizim bir mikron ötemizde fakat başka bir boyutta vuku bulduğunu söylüyor. Son on yıldır bu fenomen hakkında bilim dünyası fikir yürütme konusunda emin değildi çünkü bilim dünyası elle tutamadığı şeyi savunma konusunda çekingendir fakat atom altı kuantum fiziğindeki atılımlar atomların birden çok yerde olabileceğini gösterince paralel evrenler teorisi son yıllarda bilimin gözdesi oldu.(Cern sağolsun)
Bu konuda bu belgesele bir göz atmanızı tavsiye ederim:


Stargate: 1994 yılında hayatımıza girdiğinde bir sinema filminin kurgusal fenomeni olarak kalacak sandık fakat  2009 yılına kadar süren bir maceraya malzeme olan bu fenomen gerçekten çok büyüleyici bir cihazdır. Gezegenler arasında kurt delikleri açıp kısa sürede yolculuk yapmayı mümkün kılan bu kuramsal cihaz, bilimsel manada pek dayanak bulamasa da kurt delikleri teorisi ile işin içinden çıkıyor. Gerçeğe dönüşmesi için en başta geçitin yapıldığı madde olan naqudah elementinin özelliklerine sahip bir metalimsimizin olması gerekir şimdilik böyle bir metalin olmadığını düşünüyoruz, günün birinde göktaşı madenciliğinden bu tarz bir element çıkarsa o zaman Stargate için umutlanabiliriz, o güne dek bu fenomenin dizileri ve filmleri ile idare edeceğiz.



Yıldız Gemisi: Yıldızlar arası seyahat edebilen bir gemi düşleyin eğer Star Trek izlemiş biriyseniz hemen aklınıza Atılgan gelecek bu fenomenin hayat bulduğu bir çok dizi ve film var fakat en tanınmışı Atılgan idi. Bu tarzda bir  gemi yapmak için öncelikle bir FTL Motoruna ihtiyacınız var FTL fenomeni gerçekleştiği zaman bir yıldız gemisinden bahsedebiliriz. Fakat biz hiber uyku pozisyonunda gideriz derseniz o zaman işler değişir şimdiki Dünya halkı imkanlarını birleştirirse en yakın yıldız sistemine sanırım Alfa Centauridir, bu sisteme gidip Alfa Centauri yıldızının etrafındaki exo gezegenlere(oksijen bazlı yaşama uygun) ulaşılabilir fakat gemide 4 bin ışık yılı uyumayı göze alan insanlara ihtiyacınız var, pek mantıklı durmuyor ama bir FTL motoru bulamaz yada uzayı bükme konusunda bir gelişme gösteremezsek bu fenomen uğruna hiber uyku ile uzayda uzun yıllar seyahat etmek zorunda kalacağız.

Hibernation:  Bu fenomene kısacası kış uykusu diyebiliriz, uzak bir gezegene yada bir güneş sistemine yolculuk yapacaksak bu üç beş yılda olacak bir iş değil yüzyıllarca belkide daha fazla bir ömür gerekli bu sebeple pasif bir uyku ile vücudun tüm fonsiyonlarının ikinci bir emre kadar durdurulmasıdır. Işık hızına ulaşma konusunda önümüzde çok yol olduğu için eldeki imkanları daha gerçekçi bir fenomene yöneltmemiz gerekiyor buda hiber uykudur, hayvanlar aleminde bazı hayvanların yapabildiği bu fenomenin insanlar tarafından yapılmaya çalışılması yakın bir gelecekte mümkün görünüyor zira bu alanda Nasa ciddi araştırmalarda ve girişimlerde bulunuyor.

Yapay Yerçekimi Motoru: Hayata geçirilmesi bir zorunluluk olan fenomenlerden birisidir çünkü uzay yolculuğundan dönen bir çok astronotun yerçekimsiz ortamda uzun süre kalmasından dolayı kemiklerinin güçsüz düştüğü görülmüştür, bu gereklilik bir yana bir Yıldız Gemisi istiyorsak içerisinde bulunması gereken teknolojilerin başında yapay yer çekimi motoru olmalıdır. Bu konuda bazı çalışmalar ve teorile rmevcut yapay yerçekimi motoru yapmak bir nevi küçük çapta kütle çekim cihazı yapmak demektir ve bu cihaz bir zaman makinasının temeli olabilir, bu sebeple kolay bir fenomen değil. Bazı filmlerde uzay mekiğinin çevresinde dönen eksenli  halkalar merkez kaç ile yapay yer çekimini sağlıyor, bu da teoride işler gözüküyor.

Serhat ÖDEN.

17 Haziran 2012 Pazar

X-37B 15 aylık gizli görevinden döndü


ABD Hava Kuvvetleri’ne ait insansız X-37B robot uzay mekiği, 15 aylık gizli test uçuşunun ardından Dünya’ya döndü.


Hava Kuvvetleri’nin açıklamasına göre Yörünge Test Aracı-2 (OTV-2) olarak da bilinen X-37B California’da bulunan Vandenberg Hava Kuvvetleri Üssüne iniş yaptı. Mekik, kendi kendine inebilen ikinci ABD’ye ait uzay aracı oldu.
Program direktörü Tom McIntyre, “Uzay mekiği programının sona ermesinin ardından OTV programı uzay teknolojilerinin gelişimi konusunda en önemli çalışma oldu. Mekiğin kendi kendine iniş yapabiliyor olması Hava Kuvvetleri’nin deneme yaparken diğer programlarda karşılaştığı risklerin önlenmesi anlamına geliyor” dedi.
ABD’ye ait ilk X-37B, 2010 yılında uzaya gönderilmiş ve 224 günden sonra Vandenberg’e iniş yapmıştı. Bu araç Sovyetler Birliği’nin 1988’te bir kez uzaya çıkan Buran mekiğinden sonra kendi kendine inebilen ilk uzay gemisi oldu.
Yetkililer OTV-2’nin 15 aydır uzayda ne yaptığını açıklamadı. Ancak üçüncü bir misyonun bu yıl sonbaharda yapılacağı belirtildi.

12 Haziran 2012 Salı

Akk den kurtulmak için bir program

Akk belasından kurtulmak için bu programı kullanabilirsiniz.



Çoğu kişide işe yaradı internet bağlantınız biraz daha rahatlayacak ve torrent tarzı programlarda AKK öncesi hızınızı geri kazanacaksınız resimde her şeyi anlattım çok basit.
Network adapter selection: Birden çok network adapterine sahipeseniz hepsi için aynı ayarları yapın.

İndir

7 Haziran 2012 Perşembe

Son zamanlarda havada görülen garip ışıklar



Özellikle doğu illerimizin yanında Rusya, Gürcistan, Azerbaycan ve İsrail de görülen bu ışıklar gerçekten görenleri heyecanlandırıyor. Ne oldukları konusunda birkaç tahminde bulunmadan önce ne olmadığını söylemekte fayda var, öncelikle bunların U.F.O olmadıklarını söyleyebiliriz çünkü içine küçük yeşil adamlar sığacak bir nesne değil daha çok spektrum demeti gibiler. Ne oldukları konusunda bir kaç teori üretilebilir.:
  • Atmosfer içinde hız hız denemesi yapan füzeler olabilir. 
  • Haarp teknolojisinin bir başka boyutu olabilir.
  • Deprem sonrası açığa çıkan metan gazı olabilir.
  • Yeni bir teknolojinin ürünü füzenin testi olabilir. (Sonradan gözden kaybolması ilginç)
Son şık üstünde durmak istiyorum fakat ülkemizde de videodaki gibi görüntülere rastlayan vatandaşlarımız var bizim ülkemizin bur tarz bir teknolojik gelişmeye ilk elden sahiplik yapması zor.
Bu görüntüler gelmeye başladıktan sonra deprem olması deprem = Haarp ilişkisine dem vuruyor ama elde hiçbir bilgi olmadığı için tahminler komplo teorilerinden öteye gidemiyor.

Güncelleme: Rus savunma bakanlığı bu şeyin kıtalar arası balistik bir füze olduğunu duyurdu.
Sınırlarımız içerisinde füzelerin dolaşması ne kadar sağlıklı bir şey tartışılır.

5 Haziran 2012 Salı

Ajanlar İşbaşı Yaptı



Türkiye nin ilk insansız hava aracını geliştiren şirkette çalışan Mert Bayraktar evinde boğazı kesilerek öldürüldü,  gerçekten çok profesyonel bir ajanın işi gibi görünüyor, polislerin evde yaptığı tüm incelemeler rağmen evde katilin hiç bir izine rastlayamadı.
Türkiye adına bir adım atmadan önce iki kere düşünün sonunuz Aselsan mühendisleri yada Mert Bayraktar gibi olabilir. Bu işin arkasında İsrail ajanların olduğunu tahmin etmez çok zor olmasa gerek, geçmişteki sürtüşmelerimiz sebebiyle İsrail den sipariş ettiğimiz insansız hava araçlarını almaktan vazgeçtiğimiz için olan bizimkilere oluyor. İsrail in mesajı çok açık "bu aracı sen üretemezsin ancak ben sana satarım". Türkiye'nin bu hamleye verecek cevabı tabi ki yok, Türkiye nin sadece istihbarat toplayan Mit ajanları var bunların İsrailli bir mühendisi karşılık olarak öldürmesini beklemek komik olur.

Kaynak

1 Haziran 2012 Cuma

Facebook ve Fukushima felaketi ilişkisi



Facebook Fukushima nükleer santral felaketi ile ilgili resim ve belgeleri kaldırıyor, kaldırmakla kalmıyor bunu yayınlayan hesaplarıda kapatıyor.
Kaynak

Komplo Teorileri:
  • Facebook nükleer santrallerin kötü imaj çizmesini istemiyor çünkü gelecekte serverının elektriğini karşılamak için nükleer santrale ihtiyaç duyacak.
  • Bazı kapitalist güçler nükleer enerjinin kötü bir imaj çizmesini istemiyor.