27 Haziran 2012 Çarşamba
Genetiği Değiştirilmiş İlk Bebek Dünyaya Geldi!!!
Kısacası X-Men için ilk adım atıldı.Bir süre önce buradaki yazımda da bahsettiğim üzere günün birinde insanların genlerine müdahale edilerek kusursuz süper insanın yaratılacağını söylemiştim nitekim bu yolda ilk adımlar atılmaya başlandı, ABD de dünyaya gelen bir bebeğin genleri modifiye edildi yani bu bebeğin DNA sı incelendiğinde iki adet bayan bir adet erkek genine rastlanacak yani iki annesi bir babası varmış gibi peki bu bebeğe ne kazandırcak, şimdilik ne kazandırcağı konusunda emin olunamaz zira ufak bir deney olarak adledilebilir. Bu konudaki uzmanların söylediğine göre bu yöntem ile süper zeki insanlar yaratılabilirmiş.
Kaynak sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
23 Haziran 2012 Cumartesi
Bilim Kurgu Yapıtlarındaki Fenomenler (Yazı Dizisi -1-)
Bilim kurgu deyip geçmemek lazım bilime yol gösteren yegane kaynak bilim kurgudur, bu gün imkansız dediğimiz şey yarın gerçeğe dönüşebiliyor. Gelin şimdi bu bilim kurgu fenomenleri hakkında üç beş kelam edelim.
Dyson Küresi: Gerçekten imkansız gibi görünen işleyişi basit fakat yapılışı zahmetli bir fenomendir,basitçe şöyle izah edilebilir; bir yıldızı tamamen küre içine alıp ondan yayılan tüm enerjiyi medeniyetimizin refahı için kullanılmasıdır. Dile kolay, tüm bir yıldızı küre içine almak için kaç tane gezegenin tamamını kullanmak gerekir ve nasıl bir teknoloji izlemek gerekir akıl almaz bir fikir, hatta bazı bilim adamları evrende Dyson Küresi teknolojisini kullanan medeniyetlerin olduğunu düşünüyor. Kim bilir günün birinde bizde kendi güneşimize bu şekilde bir girişimde bulunuruz.
FTL Motoru: Açılımı 'Faster Than Light' olan bu fenomen tüm bilim adamlarının hayalini süsler, basitçe ışıktan daha hızlı gitmek için yapılmış motorlardır. Teoride Einstein'nın E=mc² devreye girince böyle bir teknolojinin asla var olmayacağı sonucu çıkıyor, fakat Cern deneyi ile ışıktan hızlı parçacıkların olduğu kanıtlandı böylelikle FTL Motorunun halen gerçeğe dönüşmesi yolunda umutları alevlendirmiş oldu.
Görünmezlik: Her insan hayatında bir kere görünmez olmak istemiştir fakat bu fenomende diğerleri gibi zor ve değerli bir teknoloji şöyle ki böyle bir teknoloji bulunsa dahi kolay kolay halka duyurulmaz çünkü askeri yönden büyük değere sahi olacağını aşikar. Hali hazırda 'optik kamuflaj' teknolojileri çok ilerlemiş durumda yani arkanızdaki görüntüyü öne yansıtarak sizi görünmez kılan bu teknoloji şimdilik hayal edilen görünmezlik teknolojisi kadar cazip değil çünkü kullanışsız ama bir diğer gelişim ise okyanusların derinliklerinden umut veriyor, parlak pullu köpek balığı istediği zaman hücre bazında ışığı içinden geçirerek görünmez olabiliyor, buna benzer hücresel bazda görünmezlik elde edebilen deniz canlıları mevcut bunların DNA kodları anlaşıldığında görünmezlik yolunda büyük adımlar atılabilir.(Belkide çoktan böyle bir teknoloji vuku buldu bilmek zor)
Death Star: Gezegen katili olarak Star Wars filminde karşımıza çıkan bu fenomen gerçekten bir abartı abidesi gibi dursa da heybetli bir ihtişam abidesi olarak da karşımıza çıkabilir. Gezenleri yok etmek için yapılmış gezegen boyutundaki bu dev silah milyon tane mürettabat ile uzayda yol alabilen bir fenomendir. Teleskoplarımızın görebildiği kadarıyla bu galakside düşman bir uygarlık yok(sanki dost uygarlıkları bulmuşuzda) bu sebeple bu tarz bir abartıdaki silaha ihtiyacımız yok bu sebeple şimdilik bu fenomenden umudu kesebilirsiniz.
Zamanda Yolculuk: Geleceğe Dönüş filmi ile meşhur olan bu fenomen çok yönlü paradokslara yol açtığı için
gerçekleşmesi biraz zor gözükse de bu yolda ortaya atılmış teoriler zamanda yolculuk yapılabileceğini ortaya koyuyor. En basitinden Dünyadan yola çıkacak bir uzay mekiğinin bir kara delik yada kütlesi çok büyük olan bir yıldızın etrafında üç beş tur atıp Dünya ya dönmesi yeterli, Dünya da yüz yıllar geçmiş olacak :) (Ne kadar basit değil mi hadi yapalım). Aslında bu kadar uğraşılmadan dünyada kütle çekim cihazı yapsak bu şekilde de zamanı kontrol edebiliriz ama tabi ki yazıp çizdiğimiz her şey teoride kalıyor, insanoğlunun henüz bu teoriyi kanıtlayabilecek imkanı yok.
Android: Teknolojinin dur durak bilmediği bir dönemde yaşadığımız için tüm fenomenler arasında en kısa zamanda gerçekleşmesi ihtimali olan fenomendir. Hali hazırda Amerika da bu teknoloji üzerinde çalışan Darpa adlı şirket ve Uzak Doğudaki Honda'nın Asimo robotu yakın bir gelecekte Android göreceğimizi bize fazlasıyla hissettiriyor.
Hologram: Bu fenomenin son 4 yıldır gerçekten var olduğunu söyleyebiliriz, hatta Japonya da hologramdan yaratılmış bir pop starıda mevcut.
İşınlanma: "Işınla bizi Scotty" repliğiyle hayatımızda yer edinen bu fenomen üzerinde gerçekten ciddi çalışmalar dönüyor atomları laboratuvar ortamında ışınlamayı başaran bilim adamları bakalım koca bir insanı ışınlama konusunda neler yapabilecekler. Bu fenomen hayat bulması için teknolojinin bir çok alanda ilerlemesi gerekecek zira bir insanı ışınlamak demek onu bir nevi geçici olarak dijital veriye dönüştürmek demektir ve bir insanın veriye dönüşmesi demek milyon perabayt(şimdiki teknoloji ile tek bir insan için gökdelen büyüklüğünde hard disk gerekir) dijital veri saklama alanı gerektirecek bir iştir, diğer tarafta onu tekrar birleştirecek olan işlemcinin de perabayt bazında işlem yapma kapasitesine sahip olması gerekir. Sanırım ışınlanma fenomeni konusunda çok sabretmemiz gerekecek.
Paralel Evrenler: Merak uyandıran fenomenlerin en başında sanırım bu fenomen var çünkü bu fenomen artık bir çok bilim adamı tarafından kabul görmeye başladı. Kuantum fiziğine göre sizden evrende sonsuz sayıda var. Diğer bazı fenomenler gibi bu fenomende malesef kanıtlanma aşamasında kitleniyor çünkü henüz paralel evrenleri nasıl algılayacağımızı bulamadık bir grup bilim adamı paralel evrenler bizim bir mikron ötemizde fakat başka bir boyutta vuku bulduğunu söylüyor. Son on yıldır bu fenomen hakkında bilim dünyası fikir yürütme konusunda emin değildi çünkü bilim dünyası elle tutamadığı şeyi savunma konusunda çekingendir fakat atom altı kuantum fiziğindeki atılımlar atomların birden çok yerde olabileceğini gösterince paralel evrenler teorisi son yıllarda bilimin gözdesi oldu.(Cern sağolsun)
Bu konuda bu belgesele bir göz atmanızı tavsiye ederim:
Stargate: 1994 yılında hayatımıza girdiğinde bir sinema filminin kurgusal fenomeni olarak kalacak sandık fakat 2009 yılına kadar süren bir maceraya malzeme olan bu fenomen gerçekten çok büyüleyici bir cihazdır. Gezegenler arasında kurt delikleri açıp kısa sürede yolculuk yapmayı mümkün kılan bu kuramsal cihaz, bilimsel manada pek dayanak bulamasa da kurt delikleri teorisi ile işin içinden çıkıyor. Gerçeğe dönüşmesi için en başta geçitin yapıldığı madde olan naqudah elementinin özelliklerine sahip bir metalimsimizin olması gerekir şimdilik böyle bir metalin olmadığını düşünüyoruz, günün birinde göktaşı madenciliğinden bu tarz bir element çıkarsa o zaman Stargate için umutlanabiliriz, o güne dek bu fenomenin dizileri ve filmleri ile idare edeceğiz.
Yıldız Gemisi: Yıldızlar arası seyahat edebilen bir gemi düşleyin eğer Star Trek izlemiş biriyseniz hemen aklınıza Atılgan gelecek bu fenomenin hayat bulduğu bir çok dizi ve film var fakat en tanınmışı Atılgan idi. Bu tarzda bir gemi yapmak için öncelikle bir FTL Motoruna ihtiyacınız var FTL fenomeni gerçekleştiği zaman bir yıldız gemisinden bahsedebiliriz. Fakat biz hiber uyku pozisyonunda gideriz derseniz o zaman işler değişir şimdiki Dünya halkı imkanlarını birleştirirse en yakın yıldız sistemine sanırım Alfa Centauridir, bu sisteme gidip Alfa Centauri yıldızının etrafındaki exo gezegenlere(oksijen bazlı yaşama uygun) ulaşılabilir fakat gemide 4 bin ışık yılı uyumayı göze alan insanlara ihtiyacınız var, pek mantıklı durmuyor ama bir FTL motoru bulamaz yada uzayı bükme konusunda bir gelişme gösteremezsek bu fenomen uğruna hiber uyku ile uzayda uzun yıllar seyahat etmek zorunda kalacağız.
Hibernation: Bu fenomene kısacası kış uykusu diyebiliriz, uzak bir gezegene yada bir güneş sistemine yolculuk yapacaksak bu üç beş yılda olacak bir iş değil yüzyıllarca belkide daha fazla bir ömür gerekli bu sebeple pasif bir uyku ile vücudun tüm fonsiyonlarının ikinci bir emre kadar durdurulmasıdır. Işık hızına ulaşma konusunda önümüzde çok yol olduğu için eldeki imkanları daha gerçekçi bir fenomene yöneltmemiz gerekiyor buda hiber uykudur, hayvanlar aleminde bazı hayvanların yapabildiği bu fenomenin insanlar tarafından yapılmaya çalışılması yakın bir gelecekte mümkün görünüyor zira bu alanda Nasa ciddi araştırmalarda ve girişimlerde bulunuyor.
Yapay Yerçekimi Motoru: Hayata geçirilmesi bir zorunluluk olan fenomenlerden birisidir çünkü uzay yolculuğundan dönen bir çok astronotun yerçekimsiz ortamda uzun süre kalmasından dolayı kemiklerinin güçsüz düştüğü görülmüştür, bu gereklilik bir yana bir Yıldız Gemisi istiyorsak içerisinde bulunması gereken teknolojilerin başında yapay yer çekimi motoru olmalıdır. Bu konuda bazı çalışmalar ve teorile rmevcut yapay yerçekimi motoru yapmak bir nevi küçük çapta kütle çekim cihazı yapmak demektir ve bu cihaz bir zaman makinasının temeli olabilir, bu sebeple kolay bir fenomen değil. Bazı filmlerde uzay mekiğinin çevresinde dönen eksenli halkalar merkez kaç ile yapay yer çekimini sağlıyor, bu da teoride işler gözüküyor.
Dyson Küresi: Gerçekten imkansız gibi görünen işleyişi basit fakat yapılışı zahmetli bir fenomendir,basitçe şöyle izah edilebilir; bir yıldızı tamamen küre içine alıp ondan yayılan tüm enerjiyi medeniyetimizin refahı için kullanılmasıdır. Dile kolay, tüm bir yıldızı küre içine almak için kaç tane gezegenin tamamını kullanmak gerekir ve nasıl bir teknoloji izlemek gerekir akıl almaz bir fikir, hatta bazı bilim adamları evrende Dyson Küresi teknolojisini kullanan medeniyetlerin olduğunu düşünüyor. Kim bilir günün birinde bizde kendi güneşimize bu şekilde bir girişimde bulunuruz.
FTL Motoru: Açılımı 'Faster Than Light' olan bu fenomen tüm bilim adamlarının hayalini süsler, basitçe ışıktan daha hızlı gitmek için yapılmış motorlardır. Teoride Einstein'nın E=mc² devreye girince böyle bir teknolojinin asla var olmayacağı sonucu çıkıyor, fakat Cern deneyi ile ışıktan hızlı parçacıkların olduğu kanıtlandı böylelikle FTL Motorunun halen gerçeğe dönüşmesi yolunda umutları alevlendirmiş oldu.
Görünmezlik: Her insan hayatında bir kere görünmez olmak istemiştir fakat bu fenomende diğerleri gibi zor ve değerli bir teknoloji şöyle ki böyle bir teknoloji bulunsa dahi kolay kolay halka duyurulmaz çünkü askeri yönden büyük değere sahi olacağını aşikar. Hali hazırda 'optik kamuflaj' teknolojileri çok ilerlemiş durumda yani arkanızdaki görüntüyü öne yansıtarak sizi görünmez kılan bu teknoloji şimdilik hayal edilen görünmezlik teknolojisi kadar cazip değil çünkü kullanışsız ama bir diğer gelişim ise okyanusların derinliklerinden umut veriyor, parlak pullu köpek balığı istediği zaman hücre bazında ışığı içinden geçirerek görünmez olabiliyor, buna benzer hücresel bazda görünmezlik elde edebilen deniz canlıları mevcut bunların DNA kodları anlaşıldığında görünmezlik yolunda büyük adımlar atılabilir.(Belkide çoktan böyle bir teknoloji vuku buldu bilmek zor)
Death Star: Gezegen katili olarak Star Wars filminde karşımıza çıkan bu fenomen gerçekten bir abartı abidesi gibi dursa da heybetli bir ihtişam abidesi olarak da karşımıza çıkabilir. Gezenleri yok etmek için yapılmış gezegen boyutundaki bu dev silah milyon tane mürettabat ile uzayda yol alabilen bir fenomendir. Teleskoplarımızın görebildiği kadarıyla bu galakside düşman bir uygarlık yok(sanki dost uygarlıkları bulmuşuzda) bu sebeple bu tarz bir abartıdaki silaha ihtiyacımız yok bu sebeple şimdilik bu fenomenden umudu kesebilirsiniz.
Zamanda Yolculuk: Geleceğe Dönüş filmi ile meşhur olan bu fenomen çok yönlü paradokslara yol açtığı için
gerçekleşmesi biraz zor gözükse de bu yolda ortaya atılmış teoriler zamanda yolculuk yapılabileceğini ortaya koyuyor. En basitinden Dünyadan yola çıkacak bir uzay mekiğinin bir kara delik yada kütlesi çok büyük olan bir yıldızın etrafında üç beş tur atıp Dünya ya dönmesi yeterli, Dünya da yüz yıllar geçmiş olacak :) (Ne kadar basit değil mi hadi yapalım). Aslında bu kadar uğraşılmadan dünyada kütle çekim cihazı yapsak bu şekilde de zamanı kontrol edebiliriz ama tabi ki yazıp çizdiğimiz her şey teoride kalıyor, insanoğlunun henüz bu teoriyi kanıtlayabilecek imkanı yok.
Android: Teknolojinin dur durak bilmediği bir dönemde yaşadığımız için tüm fenomenler arasında en kısa zamanda gerçekleşmesi ihtimali olan fenomendir. Hali hazırda Amerika da bu teknoloji üzerinde çalışan Darpa adlı şirket ve Uzak Doğudaki Honda'nın Asimo robotu yakın bir gelecekte Android göreceğimizi bize fazlasıyla hissettiriyor.
Hologram: Bu fenomenin son 4 yıldır gerçekten var olduğunu söyleyebiliriz, hatta Japonya da hologramdan yaratılmış bir pop starıda mevcut.
İşınlanma: "Işınla bizi Scotty" repliğiyle hayatımızda yer edinen bu fenomen üzerinde gerçekten ciddi çalışmalar dönüyor atomları laboratuvar ortamında ışınlamayı başaran bilim adamları bakalım koca bir insanı ışınlama konusunda neler yapabilecekler. Bu fenomen hayat bulması için teknolojinin bir çok alanda ilerlemesi gerekecek zira bir insanı ışınlamak demek onu bir nevi geçici olarak dijital veriye dönüştürmek demektir ve bir insanın veriye dönüşmesi demek milyon perabayt(şimdiki teknoloji ile tek bir insan için gökdelen büyüklüğünde hard disk gerekir) dijital veri saklama alanı gerektirecek bir iştir, diğer tarafta onu tekrar birleştirecek olan işlemcinin de perabayt bazında işlem yapma kapasitesine sahip olması gerekir. Sanırım ışınlanma fenomeni konusunda çok sabretmemiz gerekecek.
Paralel Evrenler: Merak uyandıran fenomenlerin en başında sanırım bu fenomen var çünkü bu fenomen artık bir çok bilim adamı tarafından kabul görmeye başladı. Kuantum fiziğine göre sizden evrende sonsuz sayıda var. Diğer bazı fenomenler gibi bu fenomende malesef kanıtlanma aşamasında kitleniyor çünkü henüz paralel evrenleri nasıl algılayacağımızı bulamadık bir grup bilim adamı paralel evrenler bizim bir mikron ötemizde fakat başka bir boyutta vuku bulduğunu söylüyor. Son on yıldır bu fenomen hakkında bilim dünyası fikir yürütme konusunda emin değildi çünkü bilim dünyası elle tutamadığı şeyi savunma konusunda çekingendir fakat atom altı kuantum fiziğindeki atılımlar atomların birden çok yerde olabileceğini gösterince paralel evrenler teorisi son yıllarda bilimin gözdesi oldu.(Cern sağolsun)
Bu konuda bu belgesele bir göz atmanızı tavsiye ederim:
Stargate: 1994 yılında hayatımıza girdiğinde bir sinema filminin kurgusal fenomeni olarak kalacak sandık fakat 2009 yılına kadar süren bir maceraya malzeme olan bu fenomen gerçekten çok büyüleyici bir cihazdır. Gezegenler arasında kurt delikleri açıp kısa sürede yolculuk yapmayı mümkün kılan bu kuramsal cihaz, bilimsel manada pek dayanak bulamasa da kurt delikleri teorisi ile işin içinden çıkıyor. Gerçeğe dönüşmesi için en başta geçitin yapıldığı madde olan naqudah elementinin özelliklerine sahip bir metalimsimizin olması gerekir şimdilik böyle bir metalin olmadığını düşünüyoruz, günün birinde göktaşı madenciliğinden bu tarz bir element çıkarsa o zaman Stargate için umutlanabiliriz, o güne dek bu fenomenin dizileri ve filmleri ile idare edeceğiz.
Yıldız Gemisi: Yıldızlar arası seyahat edebilen bir gemi düşleyin eğer Star Trek izlemiş biriyseniz hemen aklınıza Atılgan gelecek bu fenomenin hayat bulduğu bir çok dizi ve film var fakat en tanınmışı Atılgan idi. Bu tarzda bir gemi yapmak için öncelikle bir FTL Motoruna ihtiyacınız var FTL fenomeni gerçekleştiği zaman bir yıldız gemisinden bahsedebiliriz. Fakat biz hiber uyku pozisyonunda gideriz derseniz o zaman işler değişir şimdiki Dünya halkı imkanlarını birleştirirse en yakın yıldız sistemine sanırım Alfa Centauridir, bu sisteme gidip Alfa Centauri yıldızının etrafındaki exo gezegenlere(oksijen bazlı yaşama uygun) ulaşılabilir fakat gemide 4 bin ışık yılı uyumayı göze alan insanlara ihtiyacınız var, pek mantıklı durmuyor ama bir FTL motoru bulamaz yada uzayı bükme konusunda bir gelişme gösteremezsek bu fenomen uğruna hiber uyku ile uzayda uzun yıllar seyahat etmek zorunda kalacağız.
Hibernation: Bu fenomene kısacası kış uykusu diyebiliriz, uzak bir gezegene yada bir güneş sistemine yolculuk yapacaksak bu üç beş yılda olacak bir iş değil yüzyıllarca belkide daha fazla bir ömür gerekli bu sebeple pasif bir uyku ile vücudun tüm fonsiyonlarının ikinci bir emre kadar durdurulmasıdır. Işık hızına ulaşma konusunda önümüzde çok yol olduğu için eldeki imkanları daha gerçekçi bir fenomene yöneltmemiz gerekiyor buda hiber uykudur, hayvanlar aleminde bazı hayvanların yapabildiği bu fenomenin insanlar tarafından yapılmaya çalışılması yakın bir gelecekte mümkün görünüyor zira bu alanda Nasa ciddi araştırmalarda ve girişimlerde bulunuyor.
Yapay Yerçekimi Motoru: Hayata geçirilmesi bir zorunluluk olan fenomenlerden birisidir çünkü uzay yolculuğundan dönen bir çok astronotun yerçekimsiz ortamda uzun süre kalmasından dolayı kemiklerinin güçsüz düştüğü görülmüştür, bu gereklilik bir yana bir Yıldız Gemisi istiyorsak içerisinde bulunması gereken teknolojilerin başında yapay yer çekimi motoru olmalıdır. Bu konuda bazı çalışmalar ve teorile rmevcut yapay yerçekimi motoru yapmak bir nevi küçük çapta kütle çekim cihazı yapmak demektir ve bu cihaz bir zaman makinasının temeli olabilir, bu sebeple kolay bir fenomen değil. Bazı filmlerde uzay mekiğinin çevresinde dönen eksenli halkalar merkez kaç ile yapay yer çekimini sağlıyor, bu da teoride işler gözüküyor.
Serhat ÖDEN.
17 Haziran 2012 Pazar
X-37B 15 aylık gizli görevinden döndü
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait insansız X-37B robot uzay mekiği, 15 aylık gizli test uçuşunun ardından Dünya’ya döndü.
Hava Kuvvetleri’nin açıklamasına göre Yörünge Test Aracı-2 (OTV-2) olarak da bilinen X-37B California’da bulunan Vandenberg Hava Kuvvetleri Üssüne iniş yaptı. Mekik, kendi kendine inebilen ikinci ABD’ye ait uzay aracı oldu.
Program direktörü Tom McIntyre, “Uzay mekiği programının sona ermesinin ardından OTV programı uzay teknolojilerinin gelişimi konusunda en önemli çalışma oldu. Mekiğin kendi kendine iniş yapabiliyor olması Hava Kuvvetleri’nin deneme yaparken diğer programlarda karşılaştığı risklerin önlenmesi anlamına geliyor” dedi.
ABD’ye ait ilk X-37B, 2010 yılında uzaya gönderilmiş ve 224 günden sonra Vandenberg’e iniş yapmıştı. Bu araç Sovyetler Birliği’nin 1988’te bir kez uzaya çıkan Buran mekiğinden sonra kendi kendine inebilen ilk uzay gemisi oldu.
Yetkililer OTV-2’nin 15 aydır uzayda ne yaptığını açıklamadı. Ancak üçüncü bir misyonun bu yıl sonbaharda yapılacağı belirtildi.
12 Haziran 2012 Salı
Akk den kurtulmak için bir program
Akk belasından kurtulmak için bu programı kullanabilirsiniz.

Çoğu kişide işe yaradı internet bağlantınız biraz daha rahatlayacak ve torrent tarzı programlarda AKK öncesi hızınızı geri kazanacaksınız resimde her şeyi anlattım çok basit.
Network adapter selection: Birden çok network adapterine sahipeseniz hepsi için aynı ayarları yapın.
İndir
7 Haziran 2012 Perşembe
Son zamanlarda havada görülen garip ışıklar
Özellikle doğu illerimizin yanında Rusya, Gürcistan, Azerbaycan ve İsrail de görülen bu ışıklar gerçekten görenleri heyecanlandırıyor. Ne oldukları konusunda birkaç tahminde bulunmadan önce ne olmadığını söylemekte fayda var, öncelikle bunların U.F.O olmadıklarını söyleyebiliriz çünkü içine küçük yeşil adamlar sığacak bir nesne değil daha çok spektrum demeti gibiler. Ne oldukları konusunda bir kaç teori üretilebilir.:
- Atmosfer içinde hız hız denemesi yapan füzeler olabilir.
- Haarp teknolojisinin bir başka boyutu olabilir.
- Deprem sonrası açığa çıkan metan gazı olabilir.
- Yeni bir teknolojinin ürünü füzenin testi olabilir. (Sonradan gözden kaybolması ilginç)
Son şık üstünde durmak istiyorum fakat ülkemizde de videodaki gibi görüntülere rastlayan vatandaşlarımız var bizim ülkemizin bur tarz bir teknolojik gelişmeye ilk elden sahiplik yapması zor.
Bu görüntüler gelmeye başladıktan sonra deprem olması deprem = Haarp ilişkisine dem vuruyor ama elde hiçbir bilgi olmadığı için tahminler komplo teorilerinden öteye gidemiyor.
Güncelleme: Rus savunma bakanlığı bu şeyin kıtalar arası balistik bir füze olduğunu duyurdu.
Sınırlarımız içerisinde füzelerin dolaşması ne kadar sağlıklı bir şey tartışılır.
Bu görüntüler gelmeye başladıktan sonra deprem olması deprem = Haarp ilişkisine dem vuruyor ama elde hiçbir bilgi olmadığı için tahminler komplo teorilerinden öteye gidemiyor.
Güncelleme: Rus savunma bakanlığı bu şeyin kıtalar arası balistik bir füze olduğunu duyurdu.
Sınırlarımız içerisinde füzelerin dolaşması ne kadar sağlıklı bir şey tartışılır.
5 Haziran 2012 Salı
Ajanlar İşbaşı Yaptı
Türkiye nin ilk insansız hava aracını geliştiren şirkette çalışan Mert Bayraktar evinde boğazı kesilerek öldürüldü, gerçekten çok profesyonel bir ajanın işi gibi görünüyor, polislerin evde yaptığı tüm incelemeler rağmen evde katilin hiç bir izine rastlayamadı.
Türkiye adına bir adım atmadan önce iki kere düşünün sonunuz Aselsan mühendisleri yada Mert Bayraktar gibi olabilir. Bu işin arkasında İsrail ajanların olduğunu tahmin etmez çok zor olmasa gerek, geçmişteki sürtüşmelerimiz sebebiyle İsrail den sipariş ettiğimiz insansız hava araçlarını almaktan vazgeçtiğimiz için olan bizimkilere oluyor. İsrail in mesajı çok açık "bu aracı sen üretemezsin ancak ben sana satarım". Türkiye'nin bu hamleye verecek cevabı tabi ki yok, Türkiye nin sadece istihbarat toplayan Mit ajanları var bunların İsrailli bir mühendisi karşılık olarak öldürmesini beklemek komik olur.
Kaynak
1 Haziran 2012 Cuma
Facebook ve Fukushima felaketi ilişkisi
Facebook Fukushima nükleer santral felaketi ile ilgili resim ve belgeleri kaldırıyor, kaldırmakla kalmıyor bunu yayınlayan hesaplarıda kapatıyor.
Kaynak
Komplo Teorileri:
- Facebook nükleer santrallerin kötü imaj çizmesini istemiyor çünkü gelecekte serverının elektriğini karşılamak için nükleer santrale ihtiyaç duyacak.
- Bazı kapitalist güçler nükleer enerjinin kötü bir imaj çizmesini istemiyor.
31 Mayıs 2012 Perşembe
Fizikçi-Fütürist Prof.Dr. Michio Kaku, Hayatın İçinden'e konuk oldu
Bölüm 1:
Bölüm 2:
Bölüm 3:
Bölüm 4:
Fizikçi-Fütürist Prof.Dr. Michio Kaku, Hayatın İçinden'e konuk oldu. Zaman yolculuğu, uzaylılar, psişikler, ışınlanma, yıldız gemisi, solucan delikleri, paralel evrenler gibi merak edilen bir çok fenomene değindi.
Bu keyifli söyleşiyi kaçırmayın.
30 Mayıs 2012 Çarşamba
Cia ajanlarına verilen kapı açma eğitimi
Gelecek Tahminleri
Teknolojik açıdan dur durak bilmeyen ilerlemeler bundan 15 - 20 yıl sonra teknolojinin nerelere geleceği konusunda insanların içinde her daim bir merak olmuştur işte bu sebeple bu yazımda geçmişten bu güne aralıksız gelişen cep telefonu, bilgisayar, arabalar ve benzeri teknolojilerin 15 - 20 yıl sonra nerelere geleceği konusunda tahminlerimi sunacağım.
Cep Telefonları:
Şimdiki gelişme hızı ile devam ederse gelecekte telefonlarınız bir telefondan çok, tam randımanlı, stabil ve şimdiki en güçlü ticari bilgisayardan daha hızlı çalışan kişisel bir yardımcı olacak, tüm gününüzü planlayacak, sizinle konuşacak gerektiğinde öneri sunacak, bakınız bu işin atası atası Siri şimdiden çalışmalara başladı. Bataryaları maalesef gene günü kurtarmaya yetecek kadar olacak, dayanıklılık konusunda şimdiki telefonlardan daha fazlasını beklemeyin çünkü ne kadar dayanıklı telefon yapılırsa siz o markanın başka bir telefonunu almakta o kadar geç kalacaksınız bu sebeple kapitalist düzen sürsün diye gelecekte de pil ve dayanıklılık konusunda birşey beklemeyin fakat konfor bakımından çok şey bekleyebilirsiniz şimdilerde test edilen kablosuz şarj olayı çok pratik olacak. Fazlasıyla akıllanan telefonunuz gelecekte sizin sağlığınızdanda sorumlu olacak, sizin kan şekerinizi, tansiyonuzu ve daha bir çok hayati değerinizi siz telefonu elinizde tutarken telefon ölçmüş olacak bu şekilde sağlığınızı olumlu bir katkı yapacağını söyleyebiliriz tabi eskiye oranla yayacağı iki kat radyasyonu saymazsak.
Gelecekte telefonların insanları cezbeden en büyük özelliği oynattığı oyunlar olacak, oyunlarla etkileşim konusunda şimdikinden iki kat bir etkileşim bekleyin çünkü telefon üreten firmaların her gün yeni bir patent alıyor bu sebeple gelecekte nelerle karşılaşılacak az çok tahmin edebiliyoruz.
Telefonun o küçük ekranına mahküm olamayacaksınız önce duvara yansıtılan projeksiyon tarzı bir teknoloji gelecek fakat sonrasında holograma döneceğini tahmin etmek pek güç değil.
Televizyonlar:
Çok ince ve alımlı olacaklarını söylememe gerek yoksanırım. Çözünürlük seviyeleri ultra, mega veya nasıl tabir ederseniz o seviyelere çıkacak en az 3840x2160 ve 7680x4320 çözünürlükler standart haline gelecek.
Tv de kanalın bize dayattığı şeyi izleme devri sona erecek biz neyi istersek onu seçip izleyeceğiz, televiyon kanalları internet sitesi gibi olacak bu gün hangi programlar var diye açacaksınız kanalı ve hangi programı canınız isterse izleyeceksiniz, reklamlarda izlediğiniz programın bir köşesinde yada altında çıkacak direk reklam izleme devri kapanacak. Bu söylediklerimi şu an azda olsa Dijitürk VOB denen platformda yapıyor filmler hazır bekliyor orda açıp ücretli veya ücretsiz izliyorsunuz ama henüz çok stabil değil üç-beş yıla kusursuz hale gelir.
3D olayı nesil atlayacak gözlüksüz 3D standart olacak diyebiliriz, odanız izlediğiniz filmin sunduğu desteğe göre o atmosferi yansıtacak gerek ışık oyunları, gerekse hologram teknolojisi ile film izlemek tam bir keyif olacak.
Televizyonlarınız çok akıllanacak biri izlemiyorsa kendi kendini kapayabilecek(Samsumg smart tv şimdiden yapıyor bunu), el kol hareketlerinizi algılayıp ses açma kanal değiştirme gibi özellikler sunabilecek.
İşletim Sistemleri:Windows kesinlikle etrafta bir internet explorer vari bir görüntü ile var olacak, Google kendi işletim sistemi ile tüm evlere girecek, bir çok ücretli yazılımı ücretsiz fakat reklamlı olarak tüketiciye ulaştıracak. En büyük olay kesinlikle işletim sistemlerinin bedava olması olacak, işletim sistemlerine para ödeme devri kapanacak.
Bilgisayarlar:
Temel düzeydeki kullanıcının hiç bir zaman tam olarak yararlanamayacağı kadar hızlanacak bilgisayarlar, artık işlemcileri nano boyutta küçültemedikleri için mecburen çekirdek işlemci sistemine geçtiler yani bir işlemciyi şimdiki hızının üstüne donanım olarak çıkarmak istiyorsak üç yol vardır ilki hız aşırtamdır ve sınırı vardır, ikincisi nano boyuta düşürerek işlemci hızını ikiye üçe katlayabiliriz fakat bu teknoloji şimdilik tıkanmış durumda işlemcileri daha fazla küçültemiyorlar zira küçültmek için her seferinde iki katı küçültmek gerekir bu sebeple gelebildikleri en düşük boyut şuan bu yüzyılın teknolojisi ile son nokta bu sebeple bu yüzyılda bu yöntem ile daha fazla hız beklemeyin, en son üçüncü yöntem ise çekirdek yöntemidir istediğiniz kadar çekirdek ekleyerek işlemciyi tek elde değilde bir çok koldan güçlendiriyorsunuz.
Masaüstü bilgisayarlar önemini kaybedecek çünkü laptoplar onların hızına yetişmiş olacak fakat masaüstü bilgisayarlar var olmaya devam edecekler bunların yanında tablet bilgisayarlar çok yol kat etmiş olacaklar bir çok kullanıcı bu tabletleri tercih edecek, şimdiki konsolların kalitesinden bile daha ileri seviyelerde oyun oynatacaklar, ücretli olan oyunlardan çok ücretsiz oyunlar çoğunlukta olacak.
Kablosuz Teknolojiler:
Eletronik eşyaların büyük çoğunluğu kablosuz olarak prizden güç alıp çalışacaklar, bu teknloji zaten hali hazırda var fakat son kullanıcıya ulaşması 3-5 yıl sürer diye düşünüyorum.
Arabalar:
Şeklen değişim beklemeyin ancak daha keskin ve futuristik hatlar gelecek yıllarda sokaklarda olacak, araba tasarlayıp üreten şirketler arabaların klasik şekillerinden malesef vazgeçemiyor bunun en büyük sebebi tutmama korkusu şimdilik tüm markalar geleneksel araba hatlarından vazgeçecek gibi görünmüyor fakar dediğim gibi biraz daha keskin çizgiler geleceğin arabalarını oluşturacak.
Geleceğin yakıt modeli kesinlikle benzin olmayacak diyebiliriz fakat 10 - 15 yıl sonrası için konuştuğumuzu düşünürsek hem benzin hem de elektrik ikisininde var olacağını söyleyebiliriz yani hybrid arabalar olmazsa olmaz olacak.
Geleceğin arabaları gerçekten çok akıllı olacak ve kesinlikle sorumluluk alan teknolojiler olacak yani gelişmiş teknolojiye sahip bir araba ile gidip bilerek son sürat duvara vurma şansınız olamayacak çünkü bu araba siz bunu yapmadan kendini durduracak, siz direksiyonu tutmasanız dahi sizi şeritte tutacak, uyukladığınızda sizi uyandıracak halihazırda bu yazdıklarımdan fazlasını yapan araçlar mevcut fakat gelecekte bunlar öyle standart ve stabil olacak ki kaza oranları yarı yarıyadan fazla azalacak.
Teknolojinin sonu hiçbir zaman gelmeyecek belli bir yaştan sonra şaşırtan bir teknoloji ile karşılaştığınızda "vay be çok erken doğmuşuz biz" diyeceksiniz.
Şimdiki gelişme hızı ile devam ederse gelecekte telefonlarınız bir telefondan çok, tam randımanlı, stabil ve şimdiki en güçlü ticari bilgisayardan daha hızlı çalışan kişisel bir yardımcı olacak, tüm gününüzü planlayacak, sizinle konuşacak gerektiğinde öneri sunacak, bakınız bu işin atası atası Siri şimdiden çalışmalara başladı. Bataryaları maalesef gene günü kurtarmaya yetecek kadar olacak, dayanıklılık konusunda şimdiki telefonlardan daha fazlasını beklemeyin çünkü ne kadar dayanıklı telefon yapılırsa siz o markanın başka bir telefonunu almakta o kadar geç kalacaksınız bu sebeple kapitalist düzen sürsün diye gelecekte de pil ve dayanıklılık konusunda birşey beklemeyin fakat konfor bakımından çok şey bekleyebilirsiniz şimdilerde test edilen kablosuz şarj olayı çok pratik olacak. Fazlasıyla akıllanan telefonunuz gelecekte sizin sağlığınızdanda sorumlu olacak, sizin kan şekerinizi, tansiyonuzu ve daha bir çok hayati değerinizi siz telefonu elinizde tutarken telefon ölçmüş olacak bu şekilde sağlığınızı olumlu bir katkı yapacağını söyleyebiliriz tabi eskiye oranla yayacağı iki kat radyasyonu saymazsak.
Gelecekte telefonların insanları cezbeden en büyük özelliği oynattığı oyunlar olacak, oyunlarla etkileşim konusunda şimdikinden iki kat bir etkileşim bekleyin çünkü telefon üreten firmaların her gün yeni bir patent alıyor bu sebeple gelecekte nelerle karşılaşılacak az çok tahmin edebiliyoruz.
Telefonun o küçük ekranına mahküm olamayacaksınız önce duvara yansıtılan projeksiyon tarzı bir teknoloji gelecek fakat sonrasında holograma döneceğini tahmin etmek pek güç değil.
Televizyonlar:
Çok ince ve alımlı olacaklarını söylememe gerek yoksanırım. Çözünürlük seviyeleri ultra, mega veya nasıl tabir ederseniz o seviyelere çıkacak en az 3840x2160 ve 7680x4320 çözünürlükler standart haline gelecek.
Tv de kanalın bize dayattığı şeyi izleme devri sona erecek biz neyi istersek onu seçip izleyeceğiz, televiyon kanalları internet sitesi gibi olacak bu gün hangi programlar var diye açacaksınız kanalı ve hangi programı canınız isterse izleyeceksiniz, reklamlarda izlediğiniz programın bir köşesinde yada altında çıkacak direk reklam izleme devri kapanacak. Bu söylediklerimi şu an azda olsa Dijitürk VOB denen platformda yapıyor filmler hazır bekliyor orda açıp ücretli veya ücretsiz izliyorsunuz ama henüz çok stabil değil üç-beş yıla kusursuz hale gelir.
3D olayı nesil atlayacak gözlüksüz 3D standart olacak diyebiliriz, odanız izlediğiniz filmin sunduğu desteğe göre o atmosferi yansıtacak gerek ışık oyunları, gerekse hologram teknolojisi ile film izlemek tam bir keyif olacak.
Televizyonlarınız çok akıllanacak biri izlemiyorsa kendi kendini kapayabilecek(Samsumg smart tv şimdiden yapıyor bunu), el kol hareketlerinizi algılayıp ses açma kanal değiştirme gibi özellikler sunabilecek.
İşletim Sistemleri:Windows kesinlikle etrafta bir internet explorer vari bir görüntü ile var olacak, Google kendi işletim sistemi ile tüm evlere girecek, bir çok ücretli yazılımı ücretsiz fakat reklamlı olarak tüketiciye ulaştıracak. En büyük olay kesinlikle işletim sistemlerinin bedava olması olacak, işletim sistemlerine para ödeme devri kapanacak.
Bilgisayarlar:
Temel düzeydeki kullanıcının hiç bir zaman tam olarak yararlanamayacağı kadar hızlanacak bilgisayarlar, artık işlemcileri nano boyutta küçültemedikleri için mecburen çekirdek işlemci sistemine geçtiler yani bir işlemciyi şimdiki hızının üstüne donanım olarak çıkarmak istiyorsak üç yol vardır ilki hız aşırtamdır ve sınırı vardır, ikincisi nano boyuta düşürerek işlemci hızını ikiye üçe katlayabiliriz fakat bu teknoloji şimdilik tıkanmış durumda işlemcileri daha fazla küçültemiyorlar zira küçültmek için her seferinde iki katı küçültmek gerekir bu sebeple gelebildikleri en düşük boyut şuan bu yüzyılın teknolojisi ile son nokta bu sebeple bu yüzyılda bu yöntem ile daha fazla hız beklemeyin, en son üçüncü yöntem ise çekirdek yöntemidir istediğiniz kadar çekirdek ekleyerek işlemciyi tek elde değilde bir çok koldan güçlendiriyorsunuz.
Masaüstü bilgisayarlar önemini kaybedecek çünkü laptoplar onların hızına yetişmiş olacak fakat masaüstü bilgisayarlar var olmaya devam edecekler bunların yanında tablet bilgisayarlar çok yol kat etmiş olacaklar bir çok kullanıcı bu tabletleri tercih edecek, şimdiki konsolların kalitesinden bile daha ileri seviyelerde oyun oynatacaklar, ücretli olan oyunlardan çok ücretsiz oyunlar çoğunlukta olacak.
Kablosuz Teknolojiler:
Eletronik eşyaların büyük çoğunluğu kablosuz olarak prizden güç alıp çalışacaklar, bu teknloji zaten hali hazırda var fakat son kullanıcıya ulaşması 3-5 yıl sürer diye düşünüyorum.
Arabalar:
Şeklen değişim beklemeyin ancak daha keskin ve futuristik hatlar gelecek yıllarda sokaklarda olacak, araba tasarlayıp üreten şirketler arabaların klasik şekillerinden malesef vazgeçemiyor bunun en büyük sebebi tutmama korkusu şimdilik tüm markalar geleneksel araba hatlarından vazgeçecek gibi görünmüyor fakar dediğim gibi biraz daha keskin çizgiler geleceğin arabalarını oluşturacak.
Geleceğin yakıt modeli kesinlikle benzin olmayacak diyebiliriz fakat 10 - 15 yıl sonrası için konuştuğumuzu düşünürsek hem benzin hem de elektrik ikisininde var olacağını söyleyebiliriz yani hybrid arabalar olmazsa olmaz olacak.
Geleceğin arabaları gerçekten çok akıllı olacak ve kesinlikle sorumluluk alan teknolojiler olacak yani gelişmiş teknolojiye sahip bir araba ile gidip bilerek son sürat duvara vurma şansınız olamayacak çünkü bu araba siz bunu yapmadan kendini durduracak, siz direksiyonu tutmasanız dahi sizi şeritte tutacak, uyukladığınızda sizi uyandıracak halihazırda bu yazdıklarımdan fazlasını yapan araçlar mevcut fakat gelecekte bunlar öyle standart ve stabil olacak ki kaza oranları yarı yarıyadan fazla azalacak.
Teknolojinin sonu hiçbir zaman gelmeyecek belli bir yaştan sonra şaşırtan bir teknoloji ile karşılaştığınızda "vay be çok erken doğmuşuz biz" diyeceksiniz.
21 Mayıs 2012 Pazartesi
TTNET in uyguladığı AKK de kısmi açık!!!
Bu konu normalde bu blogun konseptine aykırı bir yazı fakat TTnetten ölesiye nefret ettiğim için bu AKK saçmalığını alt etmeniz açısından birşeyler karalayacacağım.
Evet Türkiye de TTnet kullanıpta bu dertten muzdarip olamayan çok az insan var, eğer sizde AKK kuralına takıldıysanız şimdi size bu saçmalıktan kısmen de olsa kurtulmanızı sağlayacak ufak bir çözüm yazacağım.
Eskiden TTnet hız sınırlarını korumak için ekstra bir önlem almıyordu zaten bağlı bulunduğunuz hat size o kadar hız sağladığı için bide üzerine duvar denen bir çeşit server bariyeri koyarak hızınızı gerektiği seviyede tutuyordu fakat şimdi hızlar çok arttı ve TTnet bu hızları her kullanıcı için eski yöntem ile mudafa etmeyi tercih etmiyor çünkü fazla kullandığınızda hızınızı düşürmek için tetikte bekliyor bu sebeple hızınız hat kapasitesi ve duvar denen kilit ile korunmaya devam ediyor fakat eskiden hat kapasitesi düşük olduğundan yüksek hızlara zaten çıkmak mümkün değildi şimdi TT hızınızı santral bazında düşürmediği için eski hızınıza modeme yapacağınız ufak bir müdahale ile erişmeniz mümkün.
Herkesin modemi farklı olduğu için herkes için tek tek yazmaya ömür yetmez ben kendi modemim için anlatacağım siz kendi modeminize bir şekilde uygularsınız umarım.
Modemim Philips:
http://192.168.2.1 yazarak modemin arayüzüne erişin.
Arayüze eriştiğinizde sol taraftan Kurulum Sihirbazına girin.
Adls kullanıcı adınızın sorulduğu ekrana geldiğinizde en altta MTU değerini 600 yapın eğer hattınız kuvvetliyse bu değeri 300 ekadar düşürebilirsiniz ama 300 ün altına düşmeyin modeminiz ip bulamaz internete çıkamaz ara yüzede erişemez modemi resetlemek zorunda kalırsınız.
ayarları kaydedip bekleyin "ok" yazısı çıkınca işiniz tamam bu şekilde artık hızınız kağıt üstünde artmadı ama siteler çok daha hızlı açılacak ve üstüne eğer torrent kullanıyorsanız hızınızın düşmeden önceki hızınıza (benimki 700 kb idi) erişecekesiniz, ayrıca per to per protokolünü veya benzeri protokolleri kullanan Steam gibi programlarında hızı 8 megabite çıkacak artı ping süreniz ideal seviyeye gelecek.
Not: Bazı modemler MTU seviyesinin değişmesine izin vermiyor umarım sizin modeminiz onlardan biri değildir.
YENİ BİR YÖNTEM:Bunların hiç biri işe yaramadıysa bide bunu deneyin:
http://cahilfilozof.blogspot.com/2012/06/akk-den-kurtulmak-icin-bir-program.html
Evet Türkiye de TTnet kullanıpta bu dertten muzdarip olamayan çok az insan var, eğer sizde AKK kuralına takıldıysanız şimdi size bu saçmalıktan kısmen de olsa kurtulmanızı sağlayacak ufak bir çözüm yazacağım.
Eskiden TTnet hız sınırlarını korumak için ekstra bir önlem almıyordu zaten bağlı bulunduğunuz hat size o kadar hız sağladığı için bide üzerine duvar denen bir çeşit server bariyeri koyarak hızınızı gerektiği seviyede tutuyordu fakat şimdi hızlar çok arttı ve TTnet bu hızları her kullanıcı için eski yöntem ile mudafa etmeyi tercih etmiyor çünkü fazla kullandığınızda hızınızı düşürmek için tetikte bekliyor bu sebeple hızınız hat kapasitesi ve duvar denen kilit ile korunmaya devam ediyor fakat eskiden hat kapasitesi düşük olduğundan yüksek hızlara zaten çıkmak mümkün değildi şimdi TT hızınızı santral bazında düşürmediği için eski hızınıza modeme yapacağınız ufak bir müdahale ile erişmeniz mümkün.
Herkesin modemi farklı olduğu için herkes için tek tek yazmaya ömür yetmez ben kendi modemim için anlatacağım siz kendi modeminize bir şekilde uygularsınız umarım.
Modemim Philips:
http://192.168.2.1 yazarak modemin arayüzüne erişin.
Arayüze eriştiğinizde sol taraftan Kurulum Sihirbazına girin.
Adls kullanıcı adınızın sorulduğu ekrana geldiğinizde en altta MTU değerini 600 yapın eğer hattınız kuvvetliyse bu değeri 300 ekadar düşürebilirsiniz ama 300 ün altına düşmeyin modeminiz ip bulamaz internete çıkamaz ara yüzede erişemez modemi resetlemek zorunda kalırsınız.
ayarları kaydedip bekleyin "ok" yazısı çıkınca işiniz tamam bu şekilde artık hızınız kağıt üstünde artmadı ama siteler çok daha hızlı açılacak ve üstüne eğer torrent kullanıyorsanız hızınızın düşmeden önceki hızınıza (benimki 700 kb idi) erişecekesiniz, ayrıca per to per protokolünü veya benzeri protokolleri kullanan Steam gibi programlarında hızı 8 megabite çıkacak artı ping süreniz ideal seviyeye gelecek.
Not: Bazı modemler MTU seviyesinin değişmesine izin vermiyor umarım sizin modeminiz onlardan biri değildir.
YENİ BİR YÖNTEM:Bunların hiç biri işe yaramadıysa bide bunu deneyin:
http://cahilfilozof.blogspot.com/2012/06/akk-den-kurtulmak-icin-bir-program.html
17 Mayıs 2012 Perşembe
Carl Sagan, Stephen Hawking ve Arthur C. Clarke
Evren nasıl yaratıldı, tanrı varmı yok mu, uzaylı var mı yok mu üç usta isim bu konuda fikir beyan ediyor kaçırılmaması gereken bir söyleşi.
Türkçe versiyonunu buradan çekebilirsiniz.
8 Mayıs 2012 Salı
Bu zamana kadar uzaylılar bizi neden ziyaret etmedi?
Uzaylıların varlığına inananların ve inanmayanlarında aklını bu soru kurcalar, neden Taksim meydanına inip buradayız demiyorlar.
Bu konuda Arthur C. Clarke ın görüşleri:
- Evren büyük bir yer ve buraya varmalarını erken bir döenemde beklememeliyiz en uzak yıldızlara olan mesafemiz göz önüne alındığında bir 10.000 yıl sonra gelebilirler.
- Bizim farkımızdalar ve gezegenimizi bir karantina alanı ilan etmiş olabilirler.
- Bizle hiç ilgilenmiyorlar, bizden çok üstün varlıklar olabilirler biz onlara göre çok ilkel olabiliriz, bağlantı kurmaya değmeyiz.
Carl Sagan ın görüşleri:
- Dünyada ilk geniş bant tv yayını 1940 ta yapıldı bundan 40 yıl önce yani bir düşünün, Dünyamızdan ışık hızında dalgalar yayılmaya başlıyor ve bunlar 1940 ların tüm dalgalarını içeriyor. O zaman Dünyada bir yaşamın var olduğunun haberini içeren dalga sadece 40 yıldır uzayda ilerliyor. Bize 40 ışık yılı kadar yakın olmadıklarını varsayalım. Bu durumda bizim var olduğumuzu bilmiyorlar bile ve bu yüzdende gelmediler.
21 Nisan 2012 Cumartesi
Bilim kurgu filmlerinde bile böyle silahlar yok!!!
Bilim kurgu filmlerini aratmayacak 5 gerçek silah:
1. Konuşmayı susturan silah
Hakkınızdaki düşüncelerini artık duymak istemediğiniz ve susturmak istediğiniz bir kişi düşünün. Yukarıdaki silahı alarak, ona yöneltip tetiğe bastığınızda, bu kişi artık susacak.
Japon araştırmacılar tarafından tasarlanan silah, üzerinde bir mikrofona sahip ve 30 metreye uzaklığa kadar söylenenleri duyabiliyor. Cihazın üzerindeki hoparlör, sesinizi 0.2 saniye gecikmeyle tekrar çalıyor. Bu ise karşınızdaki kişinin kafasını karıştırarak susmasına neden oluyor.
2. Kusturan ışın
ABD donanması, 2007'de Invocon adlı bir şirketle kurbanlarının dengesini bozan ve kusmasına neden olabilen bir silah geliştirmek üzere anlaşmıştı. Silahın duvarları bile geçebilen dalgaları, kişinin duyma ve denge hislerini ciddi biçimde etkiliyordu. Silahın etkileri, pek de şanslı sayılmayacak bir kişi üzerinde başarıyla denenmişti.
Ağrı ışını, akıl kontrol silahı ve fazlası
3. Ağrı ışını
Active Denial System (ADS) olarak bilinen ağrı ışını, ABD ordusu tarafından geliştirilmiş. Silah, mikrodalga fırınından çıkan dalgalara benzer yüksek güçlü dalgalarla inanılmaz bir ağrı hissi oluşturabiliyor. Araçların üzerine tabakalar halinde yerleştirilen dev Silah, Haziran 2010'da Afganistan'a gönderilmeiş, ancak bir ay sonra kullanılmadan geri çekilmişti.
Silahın Silent Guardian adındaki daha küçük bir sürümü ise Raytheon adlı şirket tarafından geliştiriliyor ve kanun yetkilileri tarafından kullanılıyor.
4. Akıl kontrol silahı
Rusya başbakanı Vladimir Putin, geçtiğimiz günlerde insanları zombiye benzer bir hale getiren bir silah meydana getirdiklerini itiraf etmişti. Rusya'nın akıl kontrol silahı, elektromanyetik radyasyonla hedefin merkezi sinir sistemine saldırıyor ve toplu denetim amacını taşıyor. Rusya, silah hakkındaki bilgileri gizli tutuyor. Silahın etkilerinin ise geçici olduğu umuluyor.
5. Yolunu bulan kurşun
ABD Sandia Ulusal Laboratuvarları, herkesi bir keskin nişancıya çevirecek bir kurşun geliştirmişti. 4 inçlik cisim, yanlarında bir darta benzer kanatlara sahip ve siz hedefi lazer ile işaretlediğiniz sürece kurşun, gitmesi gereken yöne kendiliğinden yöneliyor.
(Kaynak: Chip)
16 Nisan 2012 Pazartesi
Uzayda bir yerlerde akıllı dinozorlar var!!!
ABD’li bir bilim insanı, dinozorların başka gezegenlerde akıllı varlıklar haline gelerek insanlık gibi medeniyet kurmuş olabileceklerini öne sürdü.
ABD’nin Columbia Üniversitesi’nde akademisyen olan Ronald Breslow, söz konusu teorisini Dünya’daki yaşamın yapı taşları olan amino asitlere dayandırdı.
Journal of the American Chemical Society dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, meteorlarla Dünya’ya gelen amino asitler solak (L-geometri yapısı) veya sağlak (D-geometri yapısı) oryantasyona sahip. Yaşamın oluşabilmesi için, amino asitlerden meydana gelen proteinlerin L veya D geometri yapılarına sahip olması gerekiyor.
Bazı bakteriler dışında, Dünya’daki yaşamın temeli L-geometri yapısına sahip proteinlere dayanıyor. Amino asitlerden oluşan şeker de D-geometri yapısına sahip.
Breslow, Dünya’da bugün var olan yaşamın, milyarlarca yıl önce gezegenimize gelen meteorların taşıdığı amino asitlere dayandırıyor. ABD’li bilim insanı, aynı düşünceye dayanarak, evrenin bir yerlerinde akıllı dinozorların hakimiyet kurduğu gezegenler olabileceğini öne sürüyor. Kısaca, dinozorlar 60 milyon yıl önce Dünya’daki hakimiyetlerini, daha ileri deviyede başka gezegenlere taşımış olabilir.
DİNOZORLARIN METEORLARLA YOLCULUĞU
Breslow, D-geometri yapısına sahip amino asitlerin meteorlarla başka gezegenlere taşınmış olabileceğini savunuyor. Böylece, çok farklı bir evrim süreci evrenin diğer köşelerinde gerçekleşmiş olabilir.
Yani, Tyrannosaurus rex ve diğer yırtıcı dinozorlar, vahşi ama akıllı canlılar haline geldi. Bu da, bir gün evrim geçirmiş dinozorların gezegenine yollanacak olası bir keşif ekibinin çok zor bir durumda kalabileceğine işaret ediyor.
DİNOZORLAR NEDEN DÜNYA’DA AKILLANMADI?
Dinozorlar, on milyonlarca önce nesillerinin yok olmasına neden olan felaketlerle karşılaşmasaydı, bugün kendi medeniyetlerini kurmuş olabilirlerdi.
Dinozorların nasıl yok olduğu, bugün hala tartışılan bir konu. Kabul edilen genel görüş ise şöyle:
Dev bir meteor, yaklaşık 65,5 milyon yıl önce Yukatan Yarımadası’na isabet etti. Hiroşima’ya atılan atom bombasından bir milyar kat daha güçlü olan çarpışmanın etkisiyle, inanılmaz bir ısı ortaya çıktı. Enkaz ve buhar, Dünya’nın atmosferini en az 10 yıl boyunca kapladı. Dünya’daki yaşamın yüzde 90’ı yok oldu. Geriye, modern insanın da atalarının arasında bulunduğu bazı memeliler, az sayıda bitki ve hayvan türü kaldı.
Peki dinozorlar nasıl diğer gezegenlere ulaştı? Bu sorunun cevabı yine aynı meteor da yatıyor. Cornell Earth and Planetary Astrophysics Journal dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, dinozorları Dünya’da yok çarpışma, dev kertenkelelerin kalıntılarını diğer gezegenlere taşıyan meteor parçaları oluşturdu.
Komplo Teorileri:
Çok uçuk bir teori gibi dursa da evren o kadar büyük bir oluşum ki hayalini kurduğunuz ve gerçekte olmaz dediğiniz bir şey evrenin başka bir yerinde olabilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














